Popüler Bilim

Astronomide Yanlış Bilinen 6 Gerçek

Bu yazımızda, çoğunluğu uydumuz Ay’la ilgili olmak üzere, astronomide yanlış bilinen bazı konuları ele alacağız.
Genellikle bu tür yanlış bilinen konular, insanların kendi düşünceleriyle ilgilidir. Çünkü bu konular eğer eğitim olarak verilmişse, bu durumda eğitimci konumunda olan profesyonel kişi, burada yanlış anlaşılabilen ya da yanlış olarak ele alınabilecek bilgileri öğrenenlere özellikle açıklayacaktır.

Aslında bu durum yalnızca astronomiyle ilgili değildir. Pek çok farklı konuda yanlış bilinen pek çok şey vardır. Örneğin atasözlerinin bazıları, söylene söylene zamanla değişmiş, muhtemelen hepimizin çocukluk çağlarımızdan bildiği kulaktan kulağa oyununda olduğu gibi, ilk söylenenle son söylenen arasında anlam farklılıkları ortaya çıkmıştır. Astronomi kavramlarında da benzer biçimde yanlış yorumlanan konular olmaktadır. Burada, bunların bazılarından söz edeceğiz.

Astronomide Yanlış Bilinen Bilgiler

1) Mevsimlerin Oluşumu

Yanlış Bilgi: Mevsimler, Dünya’nın yörüngesi üzerinde hareket ederken Güneş’e olan uzaklığının değişmesi yüzünden oluşur.

Yeryüzünün Güneş’ten uzaklığının yıl içinde değiştiği doğrudur ancak bu değişimin miktarı yalnızca %3 kadardır. Bu da 5 milyon kilometreye karşılık gelir (ortalama uzaklık 150 milyon kilometredir). Dünya üzerinde farklı yerlerde sıcaklık mevsimden mevsime değişir ve bu değişim birçok yerde %3’ten çok daha fazladır.

Ayrıca güney yarı küredeki mevsimler de kuzey arı küreden farklıdır. Biri kış mevsimini yaşarken diğeri yazın keyfini çıkarır. Eğer mevsimler gerçekten Güneş’e olan uzaklıkla ilgili olsaydı, bu durumda tüm Dünyada aynı mevsim yaşanması gerekirdi.

Peki, mevsimler neden olur? Buna neden olan Dünya’nın dönme ekseninin eğimidir. Bu eğim Güneş’ten bakıldığında yaklaşık 23 derece kadardır. Bu nedenle de kimi zaman kuzey yarı küre Güneş’e doğru eğikken, güney yarı küre Güneş’in aksi yönüne eğik olur. Böylece kuzey yarı kürede yaz yaşanırken diğerinde kış olur. Altı ay sonra da bunun tam tersini yaşarız. Güneş’e doğru eğik olduğumuzda Güneş daha yüksek noktalara kadar ulaşır ve bu nedenle de gün boyunca görülme süresi de artar, etkisi de artar. Oysa ki kış aylarında Güneş’in yükselebileceği en yüksek nokta daha alçaktadır ve bu nedenle de hem daha kısa süre görülür, hem de yeterince ısıtmaz.

Sanılanın aksine kuzey yarı kürede kışı yaşarken, Güneş’e en yakın konumda oluruz.

2) Ay’ın Karanlık Yüzü

Yanlış bilgi: Ay’ın bir yüzü daima karanlıktır.

Ay’ın da diğer süneş Sistemi uyduları gibi, yörüngesinde geçirdiği zamanın yaklaşık olarak yarısında belirli bir yeri aydınlıkken diğer yarısı karanlıkta kalır. Güneş sistemindeki hiçbir cismin böyle kalıcı olarak karanlıkta olan bir parçası bulunmaz.

astronomide yanlış bilinenler

Ay’ın farklı evrelerini gördüğümüzde, Ay’daki değişen günün evrelerini görmüş oluruz. Ay’ın ancak kuzey ve güney kutup bölgelerinde kalan çok küçük kısımlara Güneş ışını hiç bir zaman ulaşamaz. Ay’a baktığımızda, örneğin dolunay evresinde gördüğümüz tüm yüzey aydınlık iken, yine örneğin bir hafta sonra aynı yüzün yarısının aydınlık yarısının ise karanlık olduğunu görürüz. Bu durum tüm Ay yüzeyi için geçerlidir ve aynı biçimde Ay’ın arka yüzü de kimi zaman aydınlanırken kimi zaman karanlıkta kalır.

Ay’ın daima karanlıkta kalan bir yüzü yoktur, bu durum kütle çekim kilidi nedeniyle sürekli olarak Ay’ın aynı yüzünü görmemizden kaynaklanan bir yanılgıdır.

3) Uzak Taraf = Karanlık Taraf

Yanlış bilgi: Ay’ın karanlık yüzü, göremediğimiz arka tarafıdır.

Dünya’dan baktığımızda Ay’ın yalnızca bir yüzünü görmekteyiz. Bunun nedeni, Ay’ın Dünya etrafında bir kez dolanması için geçen sürenin, kendi etrafında bir kez dönmesi için geçen süre ile aynı olmasıdır. Bir bakıma, Ay’ın bir günü, bir yılı ile aynı sürededir. Biz bu tür dönmeye astronomide kütle çekim kilidi adını veriyoruz.

Bu, sanki Ay ile Dünya’yı bağlayan bir sicim varmış ve Ay’ın kendi etrafında dönmesini engelliyormuş gibi bir duruma benzer. Bu yüzden Ay’ın yalnızca bir yüzünü görürüz. Bu nedenle tarafa yakın taraf diyoruz. Arka tarafı görmek için oraya gidip bakmak gerekir. Bunu ilk kez, Apollo 8 astronotları yapmıştır. Bu arka taraf da ön taraf gibi Güneş tarafından aydınlatılır ancak bu aydınlanma farklı zamanlarda olur. Ay yeni ay evresinde iken arka tarafı tümüyle aydınlanır ve bizim gördüğümüz yakın taraf ise tümüyle karanlıkta kalır.

Bir gezegenin ya da uydunun uzak tarafının “karanlık taraf” olması mümkün müdür? Evet olabilir, ancak Güneş sisteminde böyle bir uydu ya da gezegen yoktur. Bu durum belki uzak yıldızlardan birinde vardır.

Bir önceki yanılgıyla aynı durumdan kaynaklanan bu yanılgı, Ay’ın karanlık bir yüzü olduğu ve bunun bize göre arkasında kaldığını düşünmekten kaynaklanır.

4) Ay’ın Evrelerinin Kökeni

Yanlış bilgi: Ay’ın evreleri Dünya’nın gölgesinden kaynaklanır.

Ay’ın bir kısmı karanlıkta olduğunda, bunun nedeni yalnızca o kısmın Güneş’in görüş alanının dışında olmasıdır. Bu kısım için o zaman, Ay’da o bölgenin gecesidir.

Herhangi bir anda Dünya’nın yalnızca yarısı aydınlıktır. Diğer yarısında gece yaşanır. Bu durum Ay’da da farklı değildir. Ay’ın kendi ekseni etrafında dönme süresi Dünya’nınkinden çok daha uzundur. Bu dönüş sırasında da onun farklı evrelerini görürüz. Ay tutulması sırasında Dünya’nın gölgesi Ay’ın üzerine düşer. Bu örtme ancak dolunay evresinde gerçekleşir. Bu durumda Dünya, Ay ile Güneş arasına girmiş olur. Bu tutulmalar yıl içinde yalnızca birkaç kez olur ve her yerden görünmez (bkz. Tutulmalar neden nadiren gerçekleşir?).

Ender gerçekleşen Ay tutulması durumu haricinde Ay’ın üzerinde görülen karanlık bölge, Dünya’nın gölgesi değildir. Bu durum tıpkı Dünya’daki gece ve gündüz gibi, Ay’a vuran Güneş ışığıyla yalnızca bir bölümünün aydınlanmasından kaynaklanır.

5) Ay’ın Evreleri ve Aydınlanma Miktarı

Yanlış bilgi: İlk dördün evresinde Ay’ın %25’i aydınlıktır.

Ay evrelerinde iki özel evre, ilk dördün ve son dördün evreleridir. İngilizcede bu evreler ilk çeyrek ve son çeyrek olarak adlandırılır. Bu durum adlandırma böyle olduğu için de karıştırılmaktadır. Çünkü çeyrek kelimesi dörtte bir anlamına geldiğinden, bazı insanlar, örneğin ilk çeyrek evresinde Ay’ın yalnızca dörtte birinin aydınlık olduğunu, kalan dörtte üçlük kısmının karanlık olduğunu düşünme yanılgısına düşmektedirler.

Oysa ki Ay’ın evre adları onun tam bir dönem boyunca geçirdiği evrelere verilen adlar olduğundan, adlandırma da bu bütün dönemin parçaları anlamında yapılmıştır. Yani çeyrek denildiğinde, bir tam dönemin dörtte biri anlamında söylenmektedir. Ay’ın yüzeyinin dörtte biri anlamında değil. Her ay yaklaşık dört hafta sürer ve bu süre boyunca yeni ay, ilk dördün, dolunay ve son dördün evrelerini görürüz. Sonra yeniden yeni ayla döngü baştan başlar.

Her ne kadar ilk dördün, Ay’ın döneminin ilk çeyreğine denk gelse de, Ay’ın geometrisi nedeniyle bu dönemde Ay’ın %25’i aydınlanmaz.

6) Yalnızca Geceleri Görülen Ay

Yanlış bilgi: Ay yalnızca geceleri görülebilir.

Astronomide yanlış bilinen bilgilerden bir diğeri de Ay’ın yalnızca geceleri görüldüğüdür. Çoğu insan nedensiz gökyüzüne bakmaz. Bu, pek çok UFO görme olayının da en önemli nedenidir. Çünkü, çoğu kimse gökyüzünü ya hiç tanımaz ya da çok az tanır. Gün boyunca Güneş varken, günlük yaşam sırasında gökyüzüne hemen hemen kimse bakmaz. Bu nedenle de, çoğu insan Ay’ın gökyüzünde gün boyunca sıklıkla görülebileceğinin farkında değildir.

Gün içinde Ay’ı gözlemek için iki iyi zaman vardır: 1) Gün batımından birkaç saat önce, Ay ilk dördün evresini geçmiş ama henüz dolunay olmamışken. Öğleden sonra akşama doğru olan saatlerde Güneş batıdayken Ay doğudadır. 2) Dolunay evresinden birkaç gün sonra sabahın erken saatlerinde. Bu zamanda Ay dolunayı geçmiş ancak son dördün evresinden öncedir. Bu durumda Ay batıdadır. Dolunaya yakın bir evrede olduğundan bize bakan yüzünün çoğu aydınlıktır ve bu nedenle de gün boyunca görülmesi daha kolay olur.

Güneş ve Ay, gün içinde görülebilecek tek gök cisimleri değildir. Tam olarak nereye bakacağınızı biliyorsanız, gün içinde Venüs gezegenini de görmeniz mümkündür (bkz. Gökyüzündeki parlak 25 gök cismi). Genellikle Güneş battıktan sonra henüz hava aydınlıkken, ya da yörüngesinde nerede olduğuna bağlı olarak, kimi zaman da sabah Güneş doğmadan önce oldukça parlak olarak görmek mümkündür. O kadar parlak olabilir ki, Güneş doğmuş olmasına karşın bile aydınlık bir gökyüzünde çplak gözle görülebilmektedir.

Gökbilimle az da olsa ilgilenen kişilerin çoğu, burada anlattığımız yanlışların çoğunu yapmamaktadırlar. Çok ilgili olmayan kişiler ise, belirli konuları kendi düşüncelerine göre yorumlayabilmekte ve bilgi eksikliği nedeniyle de bu yorumların bazıları yanlış olabilmektedir.

Bu yanlışların doğrularının öğrenildiği ve daha ileri konuların tartışılabildiği bir geleceği görmek ümidiyle, bu yazının faydalı olmasını umuyoruz.


Hazırlayan: Prof. Dr. Varol Keskin
Editör: Ögetay Kayalı

Kapak görseli: leszekglasner, Business conference with coach questions and answers, <https://elements.envato.com/business-conference-with-coach-questions-and-answe-BYM29NL>

Prof. Dr. Varol Keskin

Rasyonalist kıdemli yazar. Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünde profesör. Özellikle çift yıldızlar odaklı çeşitli fotometrik çalışmalar yapmıştır. Aynı zamanda 2017 yılında Türkiye adına ilk defa bir ötegezegen keşfeden ekibin bir üyesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu