Popüler Bilim

Radyasyonun İnsan Sağlığına Etkileri

Çernobil faciasının yaşandığı bölgede başlayan yangının ardından radyasyon konusu yine gündeme oturdu. Nükleer radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir? Bir nükleer kazadan sonra uzun süre düşük seviyede radyasyona maruz kalmanın riski nedir? Bu yazımızda kafanıza takılan tüm sorulara yanıt arıyoruz.

Radyasyon Vücudu Nasıl Etkiliyor?

Oregon State Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği ve Sağlık Fiziği bölüm başkanı Kathryn Higley’e göre, radyoaktif maddenin bozunurken veya parçalara ayrılırken, çevreye salınan enerjinin kendisine maruz kalan bir vücuda zarar vermesinin iki yolu vardır. Hücreleri doğrudan öldürmek veya DNA’da mutasyonlara neden olmak. Bu mutasyonlar onarılmadığı takdirde ise bu oluşum hücrede kansere yol açabiliyor.

San Francisco California Üniversitesi’nde Epidemiyoloji ve Biyoistatistik bölümünden Dr. Lydia Zablotsk ise radyoaktif iyodun tiroid bezi tarafından emilme eğiliminde olduğunu ve bunun da tiroid kanseri ile sonuçlanabileceğini belirtiyor.

Ancak Ukrayna’daki 1986 Çernobil patlamasının atıklarındaki radyasyon dozlarını inceleyen Ulusal Kanser Enstitüsü’nden Andre Bouville’ye göre radyoaktif iyot kısa ömürlü ve patlamanın olduğu alanda yalnızca iki ay kalabiliyor. Bu nedenle de, patlamadan sonra havaya maruz kalındığında, radyoaktif iyot sağlığımızı tehdit etmiyor.

Tiroid bezleri yetişkinlerden 10 kat daha küçük olduğu için çocukların tiroid kanseri olma riski daha yüksek. Radyoaktif iyot, çocuklarda çok daha konsantre halde bulunabilir.

Radyoaktif sezyum ise bir yüzyıldan fazla bir süre çevrede kalabiliyor ancak vücudun herhangi bir bölümünde radyoaktif iyot kadar konsantre halde bulunamaz.

Zablotska “Çernobil nükleer santral kazası, atmosfere yalnızca bir saniyede birçok radyoaktif madde salmış oldu. Sonraki yıllarda Ukrayna ve yakın ülkelerde patlamaya çocukken maruz kalanların tiroid kanseri oranı arttı”. Bouville de, “Kanser ancak kazadan 4 ila 10 yıl sonra ortaya çıktı” demekte.

Çocuklar, kontamine yapraklı sebzeleri ve süt ürünlerini tüketerek radyoaktif maddelere maruz kalmış oldu. Kazadan sonra radyoaktif sezyuma maruz kalmanın herhangi bir etkisi saptanmadı.

Higley’e göre genel olarak, kanser riskinin artması için oldukça yüksek bir radyasyon dozu gerekiyor. Örneğin, bir Japon işçinin radyasyon dozunun ölçümü olan 10 rem’e (100 milisevert, mSv) maruz kaldığını gösteren raporları değerlendiren Higley, bu miktarda radyasyona maruz kalınmasının, yaşam boyu kanser riskinin yalnızca yüzde yarım artabileceğini söyledi. Higley’e göre, bu doz yaklaşık beş tomografide kullanılan değere eşdeğer ve Amerikalılar her yıl Güneş gibi doğal kaynaklara maruz kaldığında, aldıkları doz 0,3 rem’e (3 mSv) eşit.

Bouville, herhangi bir radyasyon türüne maruz kalmanın kanser riskini arttırabileceğini ki bu maruz kalınan dozun daha çok olması durumunda, riskin daha da artabileceğini söylüyor.

Zablotska, 1979’da Three Mile Adası’ndaki bir elektrik santralinden radyoaktif salınımından sonra kanser oranlarında artış gözlenmediğini belirtiyor.

Radyasyon Hastalığı (Akut Radyasyon Sendromu)

Bir kişinin vücudu ne kadar radyasyon emdiyse radyasyon hastalığına yakalanma riski de o kadar yüksektir. Bouville, yüksek düzeyde radyasyona yani yaklaşık 200 reme (2000 milisevert) maruz kalanların radyasyon hastalığına yakalanabileceğini söyledi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (International Atomic Energy Agency) göre göğüs röntgeni çekildiğimizde bile yaklaşık 0,02 reme (0,2 miliseverts mSv) maruz kalıyoruz.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA), insanların doğal sebeplerle bir yılda ortalama 0.24 remlik (2.4 mSv) radyasyona maruz kaldığını söylüyor.

Radyasyon hastalığı çoğu zaman ölümcüldür. Zablotska, gastrointestinal sistemde kanama gibi semptomlara neden olabileceğini, Çernobil kazası sonucu yaklaşık 140 kişinin acı çektiğini söylemekte.

IAEA’ya göre, 11 Mart depremlerini ve soğutma sistemlerine zarar veren tsunamiyi izleyen bir noktada Japon nükleer güç santrallerinden birinde saatte 40 rem (400 mSv) radyasyon dozu rapor edildi. IAEA, bunun yüksek bir doz olduğunu ancak tek bir yere izole edildiğini söylüyor.

Higley, “Bu kesinlikle uzun bir süre kalmak istemediğiniz bir alandır” dedi. Toplam 400 ila 600 rem dozunun ölümcül olabileceğini belirtiyor. Ancak gözlemlenen ani yükselişten sonra radyasyon seviyelerinin azaldığını söyledi. Spike, tesiste basınç düştüğünde bir radyoaktif malzeme pufunun serbest bırakılmasından kaynaklanmış olabileceğini tahmin ediyor.

Eğer bu konu ilginizi çektiyse, nükleer fizik hakkında yazdığımız diğer yazılara da göz atabilirsiniz:

Nükleer Fizik: Nükleer Kararlılık
Nükleer Fizik: Alfa Bozunumu
Nükleer Fizik: Beta Eksi (β-) Bozunumu
Nükleer Fizik: Pozitron (β+) Emisyonu
Nükleer Fizik: Elektron Yakalanması
Nükleer Fizik: Gama (γ) Işıması
Nükleer Fizik: Yarı Ömür ve Bozunum Sabiti
Nükleer Fizik: Nükleer Reaktörler
Nükleer Fizik: Radyasyon Dozimetrisi
Nükleer Fizik: Radyasyonun Biyolojik Etkileri 1
Nükleer Fizik: Radyasyonun Biyolojik Etkileri 2
Nükleer Fizik: Radyasyon Güvenliği

Çeviri: Gamze Korkmaz

Referanslar:
1.LiveScience, “How Does Nuclear Radiation Harm the Body?”
<https://www.livescience.com/13250-radiation-health-effects-japan-nuclear-reactor-cancer.html>

Kapak Görseli:
<https://www.sciencenews.org/article/phones-reveal-radiation-exposure-after-nuclear-disaster>

Gamze Korkmaz

Rasyonalist çevirmen. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mütercim Tercümanlık lisans öğrencisi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button

 
Bilim dünyasındaki önemli gelişmelerden haberdar olmak için haftalık/aylık bültenimize abone olun.
Devam ederek gizlilik politikasını kabul etmiş olursunuz.