Popüler BilimFelsefeSafsatalar

Yanlış Hesaplara Doğru Anlamlar Biçmek

Özellikle son zamanlarda, kıymetli Tevfik Uyar’ın da eseriyle birlikte, safsatalar (logical fallacy) daha geniş bir kitle tarafından bilinmeye başlandı. Aslında bu durum ilginçtir, çünkü bu tür mantık hatalarının tanımlanmasının temeli milattan önceye, Aristotle zamanına kadar uzanır. Lakin özellikle Ad Hominem gibi popüler bazı türlere dikkat çeksek de tartışma gruplarında gördüğüm, genellikle de komplo teorilerinde kullanılan bazı hatalı yaklaşımlar var. Bunlardan birisi yanlış hesaplara doğru anlamlar biçmek olarak yorumladığım, bilhassa manipülasyona çok açık bir mantık hatası.

Adının da ima ettiği üzere bu hata, yanlış hesaplar üzerinden yapılan çıkarımlarla doğru anlamlar bulma girişimi. Genellikle komplo teorisi bazlı fikirlerde ortaya çıktığını göz önüne alacak olursak, pek de doğru anlamın peşinde olunmadığını, aslında doğruymuş gibi gösterilmeye çalışılan bazı manipülasyonlar peşinde olunduğunu kabul edebiliriz.

Argümanın akışı şu şekilde:

Öncelikle elimizde tartışılacak bir bilimsel konu var. Ardından bu konu üzerine bir takım matematiksel hesaplar yapılıyor. Fakat bu hesaplar göz ardı ettiği ve hemen de göze çarpmayan detayları olan konularda, eksik bir matematik barındırıyor. Dolayısıyla yapılan hesaplama tamamen yanlış. Çıkan sonuç ise net bir bilimsel gerçek ile çelişik oluyor ya da sorgulama yaratacak bir karmaşaya mahal veriyor (tam da amacına hizmet ediyor yani). Ardından elbette bu sorgulama geliyor: “Madem hesap bu, o zaman bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?”

Bir Bilim İnsanının Yaklaşımı

Muhtemelen temel bilimlerde (astronomi, fizik, biyoloji vb.) eğitim alan lisans öğrencilerinin dahi öğrendiği ilk şeylerden biri, elde edilen sonucun ilk olarak akıl süzgecinden geçirilmesi gerekliliğidir.

Astronomide lisans okuduğum sıralarda, Dünya’nın kütlesini yörünge işlemleriyle hesaplama üzerine birçok sorumuz olurdu. Birçok öğrenci, elbette ya hesap makinesinde yanlış bir tuşa basmasından ya parantezi unutmasından ya da gerçekten de yanlış bir şeyler yapmasından dolayı komik sonuçlar bulurdu. Örneğin Dünya’nın kütlesini, bir insan kütlesinde bulmak gibi ya da negatif bir sayı gibi hiç olmayacak bir şey bulmak gibi.

Bu tür hatalar elbette daima olur. Fakat bu noktada hocalarımızın sıklıkla hatırlattığı şey, cevabı bulduktan sonra ne olursa olsun, onu bir akıl süzgecinden geçirip, mevcut bilinenlerle olan doğruluğunu mantıksal olarak kontrol etmektir. Fizik laboratuvarında yer çekimi ivmesini ölçmek üzerine deney yaparken, 1.3 m/s2 gibi komik değerler bulan bir öğrenci, büyük bir keşifte bulunarak herkesi yanlışladığını bu nedenle düşünmez. Düşündüğü ilk şey, “Deneyin neresinde hata yaptım?” olacaktır ve olmalıdır.

Ne yazık ki Dünya’nın kütlesini absürt değerlerde bulan çok öğrenci oluyordu. Hatta çok iyi hatırlıyorum, nükleer fizikle ilgili bir derste, atomik kütle birimini hoca tahtaya yazarken üsteki eksi işaretini unutmuştu (1 atomik kütle birimi 1.66 x 10-27 kg’dır). Eğer oradaki eksi işareti olmazsa, ölçek atomun kütlesini değil, Jüpiter’in kütlesini ima edecek kadar büyük olur (Jüpiter’in kütlesi 1.9 x 1027 kg’dır). Fakat hocanın eksi işaretini unutmuş olabileceğine dair o öğrenciyi ikna edememiştim (bkz. Safsata: Otoriteye Başvurma). Atomun kütlesini ifade ettiğimiz birimin, Jüpiter kütlesinde olacak olması, sırf hoca (kazara) öyle yazdı diye ona daha makul gelmişti.

Burada da aslında aynı temellere dayanan bir durum söz konusu. Yapılan işlem tamamen hatalı, lakin akıl süzgecinden geçirmeyip, hiç kuşkusuz bunu mutlak gerçek olarak kabul ediyor. Ardından bu (hatalı) gerçek üzerine, yine hatalı olan sözde doğrular yerleştirmeye çalışıyor. Fakat anladığınız üzere, zaten sistem baştan hatalı. Dolayısıyla buradan, doğru bir sonuca varmamız mümkün değil.

Faydalanılan iki nokta var:

  1. Birçok kişi bu işlemi tekrar yapmayacağı için kolay yoldan ona inanmayı seçiyor.
  2. Birçok kişi, (ona göre) karmaşık bir işlem gördüğünde işin büyüsü o karmaşıklığı, doğruluk ile karıştırıyor (birisi bizden çok daha teknik konuşuyorsa, otomatik olarak onun daha bilgili ve doğru olduğunu düşünüyoruz).

Kurkumin (Zerdeçal) Üzerinden Bir Örnek

Her ne kadar işi matematiksel temele dayandırsak da (buradaki hilelerle kandırmak daha kolay olduğundan sıklıkla matematik tercih edilse de), olay sadece matematik ile sınırlı değil. Fakat konu çoğunlukla oraya bir şekilde ulaşıyor.

Örneğin Kurkumin (zerdeçalın etken bileşeni) satan bir firmanın altına gelen yorumlardan birisi, bariz bir biçimde aynı durumu gösteriyor. Durumu anlayabilmek için biraz konuyu bilmek gerekiyor. Bu da aslında bunun ne kadar tehlikeli olabileceğinin göstergesi çünkü her konuyu bilememek kadar doğal bir durum yok. O nedenle argümanı anlayabilmek adına kısaca olayı ele alalım.

yanlış hesap doğru anlam kurkumin zerdeçal

Kurkumin, zerdeçalın etken bileşenlerinden birisi ve uzun yıllardır üzerinde yürütülen çalışmalar sağlığa önemli katkılarını ortaya koyuyor. Fakat zerdeçalı doğrudan tükettiğinizde kurkuminle birlikte işinize o kadar da çok yaramayacak olan diğer şeyleri de alıyorsunuz. Yeterli miktarda kurkumin almak için çokça zerdeçal tüketme gerekliliği gibi problemler olduğundan, kurkumin maddesi zerdeçaldan izole edilip ayrıca hap formunda satılıyor.

Aynı zamanda zerdeçal toz olarak da satılıyor. Olay tam olarak bu noktada patlak veriyor ve birisi şöyle bir tespitte bulunuyor (sayıları marka anlaşılmasın diye değiştireceğim ama ana tema aynı kalacak):

Zerdeçalın yaklaşık %3’ü kürküminden oluşuyor. Yani 1 kilogram zerdeçal tozunda 30 gram kurkumin var ve fiyatı 100 lira. Yani 1 gram kurkumin için yaklaşık 3.33 lira ödüyoruz. Sizin ürününüze 200 lira ödüyoruz, toplamda 30 adet hap var ve her birinde 500 mg kurkumin var. Yani toplamda 15 gram kurkumine 200 lira ödüyoruz ki bu kurkumin başına 13.33 lira eder! Ürünü hap şeklinde yapıp kutulayıp, güzel sözler yazarak sahtekarlık yapıyorsunuz!

Bu yorum, ürüne gelen yorumlar arasında en çok beğenilen ve öne çıkan yorumdu. Birçok kişinin bu yorumu görüp gidip de zerdeçal tozu aldığına hiç şüphe yok (ne yazık ki bu bir hataydı). Yoruma geri dönüp bakmaya çalıştığımda bulamadım, belki kaldırıldı belki de ben bulamadım. Fakat altına açıklama yapma yükümlülüğü olan görevli bile durumu anlayıp izah edememiş, klasik ürün tanımı içeren yanıtlarda bulunmuştu. O nedenle hikayenin ana temasına uygun şekilde yeniden kurgulayıp hazırladım, birebir aynısı olmadığını belirtmeliyim.

Hata Nerede?

Birçoğunuzun bir matematik hatası aradığına eminim, çünkü konunun akışı gereği oraya yönlendirme yaptık. Lakin hata yine matematikte olsa da o kadar bariz değil ve aslında biyokimya ile alakalı. Tek kelimeyle: biyoyararlanım.

Vücudumuza giren kurkumin gibi maddelerin tamamı (yani %100’ü) amacına hizmet etmeden vücuttan uzaklaştırılır. Genellikle ufak bir yüzdesi kullanılır. Kurkuminde bu oran aşırı derecede düşüktür. Yapılan birçok deneyde 10 gram gibi abartılı kurkumin tozları verilen hastaların kanlarında ancak nanogram düzeylerinde tespit edilebilmiş hatta bazen tespitte bile bulunulamamış [1]. Kurkuminin biyorarlanımının bu denli düşük olması ve önemli faydaları olması sebebiyle, bunun üzerine çok fazla araştırılma yapılmış durumda. Amaç belli: “Madem faydalı bir ürün var fakat bunu vücudumuza alamıyoruz, o halde bunu faydalı forma nasıl çeviririz?”. Örneğin bunlardan birisi karabiberde bulunan piperin maddesi üzerine. Görünen o ki birlikte alındığında kurkuminin biyoyararlanımı %2000’e kadar bir artış gösteriyor [2]. Bunlar dışında yararlanımı artıran birçok keşif daha yapılmış durumda.

Özetle denklemde görünmeyen, fakat denklemde çok büyük bir rolü olan bir biyoyararlanım çarpanı var ve bunu denklemden çıkardığınızda, sonuç dramatik bir biçimde değişiyor! Göze hemen çarpmıyor olması, onu gizli ve manipülatif bir silah haline getiriyor.

Sonuç olarak, toz zerdeçal aldığınızda aslında yukarıdaki matematikte görünen o birkaç katlık avantaj, biyoyararlanım faktörünü işin içerisine dahil ettiğinizde yüzlerce katlık dezavantaja dönüşüyor! Sonuç olarak hap formundaki ürünün çok daha faydalı ve ucuz olduğunu görüyoruz. İlginç bir şekilde bu paketin önünde alenen bilmem kaç kat şeklinde zaten yazıyor! En başta bu tür çalışmaların yapılmasının nedeni de zaten bu, böylelikle daha efektif olan bu ürünleri üretip daha faydalı hale getirebiliyoruz.

Fakat ne yazık ki herkes biyoyararlanım konusundan haberdar değil. Hal böyle olunca, belki buradaki kişi de bilmediğinden, yanlış hesaplar üzerinden doğru çıkarım yapmaya çalışırken, birçok kişi de yanlış yönlendirilmiş oluyor.

Diğer Örnekler

Burada kurkumini özellikle tercih ettim çünkü gündelik hayatımıza daha dahil bir örnek olduğunu düşünüyorum. Lakin Düz Dünya saçmalığına inanan ve inandırmaya çalışan kişilerin en çok başvurduğu hatalardan birisinin bu olduğunu belirtmeliyim. Basit geometrik hesaplar yapıp, sonuçlarıyla Dünya’nın düz olduğunu göstermeye çalışmaları bu duruma birebir örnek. Halbuki bu tür hesaplar, benzeri yanlışlarla dolu ve hesabı doğru yaptığınızda argümanları tamamen (elbette ki) çöküyor. Bu tür tespitlere karşı gözü açık olup onları fark etmeyi sizlere bırakıyorum.

Şüphecilik: Bu Tür Yanlışları Nasıl Tespit Edeceğiz

Kurkumin özelinden ele aldığımız olayda, biyoyararlanım konusunun bilinmesi, olayı tespit etmede gerekli gibi görünse de aslında bir “şart” değil. Atomik kütle birimini, Jüpiter kütlesi biriminde düşünen öğrenci örneğini hatırlayın. Her konuda bilgiyle dolu olamayabiliriz, lakin mantığımız bizimle olduğu sürece, daima şüphe duyabiliriz.

Atomun kütlesini neden Jüpiter kütlesiyle ifade edelim ki? Belli ki çok çok küçük bir kütle değeri olmalı! Kurkumin dışarıda bu kadar ucuz ve kolay erişilebilirken, neden bunca uğraş veriliyor? Onca teknolojiyi ve bilimi geliştiren insanlar, gerçekten işin bu kadar basit olduğunu bilmiyor olabilir mi? Elbette hayır! Eğer mesele sadece pazarlama olsaydı, emin olun bunu onca zahmete girmeden toz zerdeçal üzerinden de yapabilirlerdi. Zaten satılan hap formu, toz değil. Demek ki bir şeyler farklı!

O nedenle yapılması gereken oldukça basit:

Ne zaman bir aykırı sonuca ulaşırsanız, ilk düşünmeniz gereken hesabın neden aykırı olduğu olmalıdır.

Hesabın doğruluğundan emin olsanız dahi, daima şüpheci bir şekilde, “Neyi gözden kaçırıyor olabilirim?” sorusunu kendinize sormalısınız. Bilimdeki yaklaşım daima bu şekildedir. Özellikle çalıştığım konu dolayısıyla çok fazla sezgi dışı sonuçlara varıyorum ve aklımdan çıkmayan yegane bir soru varsa, o da bu soru oluyor. Çünkü bir şeyler daima gözden kaçabilir. Bundan doğal ne olabilir ki?

Eğer keşfiniz, diğerleriyle çelişen bir sonuca sahipse, emin olun bu en belalı keşiflerden biridir. Çünkü ya yanlıştır ya da ondan emin olana kadar kılı kırk yarmanız ve çok daha sağlam argümanlarla gelmeniz gerekecek demektir. Hesabınızı güçlendiren bağımsız alternatif destekler bulmanız gerekecektir. Tek bir çıkarım, çoğunlukla pek de bir anlam teşkil etmez. Önceki bilimsel keşifleri güçlü yapan şey de zaten budur. Çünkü bağımsız bir şekilde onu destekleyen yüzlerce çalışma vardır ve tek bir sonuçla onu değiştirdiğinizi düşünmek, muhtemelen büyük bir gaflet olacaktır.

Özetle şüphecilik, bu tür hatalara düşmekten bizi alıkoyar. Konuyu bilmeseniz bile şüphecilikle soracağınız sorular, sizi doğru cevaba yönlendirecektir.


Hazırlayan: Ögetay Kayalı

Referanslar
1. Dei Cas, M., & Ghidoni, R. (2019). Dietary Curcumin: Correlation between Bioavailability and Health Potential. Nutrients, 11(9), 2147. https://doi.org/10.3390/nu11092147
2. Gupta, S. C., Patchva, S., & Aggarwal, B. B. (2013). Therapeutic roles of curcumin: lessons learned from clinical trials. The AAPS journal, 15(1), 195–218. https://doi.org/10.1208/s12248-012-9432-8

Ögetay Kayalı

Rasyonalist kurucu, editör ve kıdemli yazar. NASA'nın APOD platformunda görevli olmak üzere, Michigan Tech. Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak Astrofizik üzerine doktora yapmaktadır. Ege Üni. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden birincilikle mezun olduktan sonra bir yıl kozmoloji üzerine yüksek lisans, ardından bir yıl da İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Merkezinde Moleküler Biyoloji ve Genetik üzerine yüksek lisans yapmıştır.
Başa dön tuşu
Bilim dünyasındaki önemli gelişmelerden haberdar olmak için haftalık/aylık bültenimize abone olun.
Devam ederek gizlilik politikasını kabul etmiş olursunuz.