7.1 C
İstanbul
11 Aralık 2019
Bilimkurgu Popüler Bilim

Sinematik Bir Serüven: M4Y4

Edebiyat dünyasının kemikli pek çok yazarı, eserleri üzerinden kişisel okur kitlesini seçer ve seçilen okuyucular da zamanla yazarın etrafında bir sempati halesi oluştururlar. Öyle ki, bu yazarlarla ilgili seminerler, paneller ya da okuma platformlarında oluşan atmosfer, etkinliği samimi bir cemiyet buluşmasına dönüştürür. Şerafettin Yüksel Yılmaz’ın 2016 Nisan’ında Destek Yayınları imzasıyla çıkan; üç ana bölüm planına yayılmış ve toplamda 38 epizottan oluşan ilk romanı M4Y4’de kısa sürede kendi sadık takipçi kitlesini yaratan bir eser olarak dikkatleri çekiyor. Yılmaz, iletişim sektöründe gelişmiş uzun süreli yöneticilik kariyerinin arka planında, kimyager ve müzisyen kimliğinin sağladığı analitik ve sanatsal görü yeteneklerini kitabın detaylarına ustaca işlemeyi başarmış. Meraklı bir çift okur gözü ve güçlü bir hafızanın ortaklığından türeyen M4Y4, oldukça geniş bir kurgu sahasında kendini göstermiş.

Eserin çatı türü için aksiyon/macera doğruya en yakın tanımlama olacak. Fakat yazarın her sahnede kullandığı tekno-kurgusal motifler bilimkurguya göz kırparken, merak ve aksiyona yedirilmiş çatışma sahneleri polisiye türü için yakın bir örnek hissi uyandırıyor. Tam da bu noktada yazarın bilime ve teknolojiye hakimiyetinden köken alan fütüristtik mekan tasarımlarının okurda uyandırdığı hayranlığa değinmeden geçilmemeli. Yılmaz’ın yarattığı kurgusal evreninin sınırları Birleşik Devletler’den Türkiye’ye; Buzul altı üslerden, ada yerleşkelerine değin geniş ve reel bir coğrafya üzerine oturuyor. Seyahatlerin kısa pasajlarla işlendiği sahneler arası geçişlerde sıkça karşılaştığımız diyalog ve içe dönük muhasebeler; okura romanın soluksuz akışı içinde kısa molalar verme imkanı sunması bakımından iyi düşünülmüş.

İçinde adeta bir tasvir şampiyonası yaşanan eserde Yılmaz, romanını açıktan bir film ya da tiyatro izler gibi okumamızı istiyor. Her şeyden önce bölümleri iç sesler eşliğinde sahne sahne yazıp görselliği ön plana çıkarıyor; okuru sık sık detaylarda boğmayı göze alarak hem de…

M4Y4, bilimsel bir gözle irdelendiğinde de genel okurun uzaklaştığı teknik ve ansiklopedik ögelerin yaratacağı soğukluğu, indirgeyici üslubuyla anlaşılır kılmayı başarmış bir yapıt. Kitapta sıkça kullandığı tıbbi terimler ve biyolojik jargona bağlılığı yüzünden yer yer okurlara fazladan enerji harcatan Yılmaz, bunun farkında ve ardışık sahnelerde soruları yanıtlamayı hedefleyen bir anlatımla bu riski yönetebilmiş görünüyor. Ancak mesajın tam olarak anlaşılabilmesi için merak ve zaman zaman karşılaşılan tasvir hantallığına katlanılması gerektiğini de hatırlatıyor. Okuru, kitaptaki sisli detayların tuzağına düşürmekten keyif alır bir tavrı da var bir taraftan. Nadiren yaşattığı tebessümlerden keskin manevralarla koparıp, finale uzanan bir aksiyona odaklıyor. Zira her gün aynada görüp de üstlenmediğimiz sıradan bir karakterin, ansızın bir başrole dönüşümüne zemin hazırlayan detaylar ancak bu türden bir anlatıyla okuru kuşatabilirdi…

Yazar, yer yer şaşırtan -tabiri caizse ters köşeye yatıran- manevralarla bezediği olay örgüsünün haritasını doğrudan okura vermek yerine, bir antik kenti tanıtan rehber titizliğiyle ilerlemeyi ve sürekli düşünsel dipnotlarla renklendirmeyi tercih etmiş. Nihayetinde, artan okur sayısıyla ülkemiz yazın podyumunda bugün en çok aranan özellik kurgusal tutarlılıkken, M4Y4 tüm geniş olaylar örgüsüne rağmen bunu ziyadesiyle başarmış bir eser.

Genetik araştırmaları sahasında varlık gösteren MMRC adlı şirketinin sahibi ve beyni olan Mark Martin’in posta yoluyla ulaştığı baskın karakterlerimiz Doruk ve Judith’in etkileşimiyle ateşlenen maceranın fitili, her biri kendine has biyografiler veren karakterlerle ilerliyor. Acımasız bir katil ve merhametli bir sadık olan Ahmad, femen ölüm makinesi Linn, her ikisinin de hesabına çalıştıkları erkler üstü güç odağı Nicola Roesch ve nihayet herkesten bir parça, herkesin bir parçası MAİA… İnsanlığın geleceğine yön verecek bir keşfin kıyısında duran karakterlerin; tercih ve çabalarına tanık olduğumuz bir öykü. Bilimin, ölümün, idare ve vicdanın; psikolojik projeksiyonlarla servis edilirken merak alevini her an diri tutan olaylar örgüsünün raflardaki adı; M4Y4.

İlk roman kaygısı güdülmeden sıralanmış cümlelerin kanıksanabilirliği, markalaşmış yazarların zorlama yapıtlarını açık ara geride bırakırken; Yüksel Yılmaz’ın yerli edebiyatta rezerve ettiği koltuğu ön sıralara taşıyor. Eserin ve romancının üst notalarda yakaladığı başarının gölgesinde kalan kusurlarda yok değil. Neredeyse her sayfada göze batan editöryal hatalar ve kitabın ilk iki bölümünde derinleşen tasvir detayları okurun işini güçleştiren ünlemler arasında. Yanıt bulamamış soruların azlığı okuyucuyu rahatsız etmese de “mutlu okur, tatmin olmuş okurdur” ilkesini hatırlatmakta fayda görüyorum.

Henüz ilk eserinde kendi tabanını oluşturma başarısını yakalayan Ş.Yüksel Yılmaz; gelecekte alışkanlık yaratacak özgün bir dilin sinyallerini verirken, eseri M4Y4 de devam romanını arzulatan bir noktada son buluyor. Psikoloji bilimi sanatsal beğeniyi, sessiz hastalıklara benzetir. Yüksel Yılmaz’ın eseri M4Y4’de son sayfaya gelindiğinde okurunu çarpan bir sessizlikle ilerliyor.

Sercan Özaydın
Referans: Bilimkurgu Kulübü İncelemesi için hazırlanmıştır. <http://www.syukselyilmaz.com/blog/sinematik-bir-seruven-m4y4-bilimkurgu-kulubu-inceleme/>

ilginizi Çekebilir

Araştırmacılar Körlüğü Tersine Çevirebilmenin Bir Yolunu Keşfetmiş Olabilirler!

Rasyonalist

Zeka Kalıtsal Mıdır?

Rasyonalist

Teorik 10 Tuhaf Yıldız

Mümin Can

Yorum Bırakın