Popüler BilimFelsefeSafsatalar

Safsata: Yaygın İnanca Başvurma

Tanım: Yaygın inanca başvurma (ya da argumentum ad numerum, sayıya başvurma, çoğunluğa başvurma, konsensus safsatası…) kişinin kanıt kaygısı gütmeksizin, çoğunluğun tercih ettiği inanışı benimsemesidir. Bir inanışın, birçok kişi ya da çoğunluk tarafından benimseniyor oluşunun, o inanışın doğruluğu ile doğrudan bir alakası yoktur. Dolayısıyla, bir savı, çoğunluğun inanıyor olmasına bağlayarak desteklemeye çalışmak, bir safsatadır.

Ancak bu durum, kişinin kendi içerisinde, neden çoğunluğun bu inanışı benimsediğine dair bir sorgulama oluşturması açısından önemlidir. Bu sorgulama, bilimsel deliller aranarak yapılmalıdır. Özellikle bu safsata türü, insan psikolojisinin çoğunluğu takip etmeye odaklı olmasından ötürü çok tehlikelidir ve ne yazık ki, sıklıkla bu hataya düşülmektedir.

Benzeri, çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu savıdır (ad populum). Aralarındaki en temel fark, burada bir inanışın söz konusu olması. 

Örnek 1: Yüzyıllar önce, neredeyse herkes Dünya’nın düz olduğunu düşünüyordu.

Açıklama:

Önceleri herkes Dünya’nın düz olduğuna inanıyordu, fakat kimsenin elinde aksini iddia edebilecek bir kanıt yoktu. Birisi aksini iddia edip, hiçbir bilimsel veri ortaya koyamasaydı, bu fikir de yine bir inanış olarak kalacaktı. Fakat bunu ispatlayabilecek fikre sahip olan insanlar, tarihi değiştirdi. Yaygın bir inanışın tersinin doğru olduğunun ortaya çıkması, tarihte kendini vurgulayacak bir ilgi doğurur. Kanıtlarla gelen bu insanlar, bugün de Dünya’nın uzaydan görüntülenmesi gibi güçlü delillerle, Dünya’nın düz olmasına mahal vermeyecek sağlam bir duvar örmüştür. Artık böylesine güçlü delillere, hatta gerçeklerin gözler önünde olmasına rağmen aksine inanmak, ciddi bir cehalet örneğidir.

Özel durum:

Bazı özel durumlarda yaygın inanca başvurma gerçekleştirilebilir. Fakat bunun da yine bilimselliğe bağlı olacağı gayet açıktır. Örneğin, birçok bilim insanının kabul ettiği bilimsel bir görüş, herhangi bir kişi tarafından da doğru kabul edilebilir. Bu durum, bilimsellik dışı olmayacaktır. Çünkü bilim insanları, zaten fikirlerini, bilimsel metotları göz önünde bulundurarak belirler. Tam aksine, mesleği bu alan olmayan biri için en güvenilir yollardan biri de budur. Çünkü benimsenen fikir, önemli ölçüde bilgi birikimi gerektiriyor olabilir ve kişi, çoğunlukla bu bilgi birikimine erişemeyecek durumdadır. Bunun yerine bilimsel metodolojiyi takip eden bilim insanlarının çoğunluğunun belirlediği bir görüşü benimsemek akıllıca olacaktır. Fakat bu durumun doğruluğunun da daima açık bir kapı bıraktığını unutmamak, hiçbir zaman saplantılı olmamak son derece önemlidir.

Günümüzde birçok bilim insanı, karanlık madde adını verdiğimiz, henüz hiçbir yöntemle varlığını tespit edemediğimiz, fakat teorik modellerimizin gerçeklerle uyuşması için orada olması gerektiğini düşündüğümüz bir maddeyi aramaktadır. Elimizdeki birçok veri, böyle bir maddenin var olması gerektiğini söylüyor. Mevcut sorularımıza en iyi, karanlık maddenin varlığını öngörerek cevaplar verebiliyor. Fakat aynı problemi, çok daha farklı şekillerde çözen teoriler de bulunmaktadır.

Örnek 2: Buradaki herkes astrolojinin gerçek olduğuna inanıyorken, sen nasıl inanmazsın!

Açıklama:

Buradaki herkesin astrolojiye inanıyor olması, olsa olsa buradaki herkesin bilimsel metodolojiden ne kadar uzak olduğunu gösterir. Çünkü bugün biliyoruz ki, astroloji hiçbir bilimsel mekanizma ile açıklanamamaktadır ve açıklanması da mümkün değildir. Tüm dünya insanları astrolojiye inanıyor olsaydı bile, bu durum, gerçekleri değiştirmeyecekti. Asıl olan, fikrin ne kadar bilimsel olduğudur ve astroloji gibi falcılıklar bilimsellikten çok uzaktır.

Ögetay Kayalı

Kaynaklar
1. Logically Fallacious: The Ultimate Collection of Over 300 Fallacies – Bo Bennett
2. https://www.logicallyfallacious.com/tools/lp/Bo/LogicalFallacies/24/Appeal-to-Common-Belief

Etiketler

Ögetay Kayalı

Rasyonalist kurucu, editör ve yazar. Michigan Tech. Üniversitesi Fizik bölümünde araştırma görevlisi olarak doktorasını yapmaktadır. Öncesinde Ege Üni. Astronomi bölümünden birincilikle mezun olup burada bir yıl kozmoloji üzerine yüksek lisans yapmıştır. Ayrıca İzmir Biyotıp ve Genom Enstitüsünde, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde bir yıl yüksek lisansını gerçekleştirdiği sırada lazerli biyofotonik görüntüleme teknikleri üzerine çalışmalarda bulunmuştur.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı