AstronomiAstrofizikEvrenPopüler Bilim

Kara Delik Nedir?

Kara delik, büyük kütleli yıldızların süpernova patlaması gerçekleştirmesi sonucunda oluşan, bilinen en sıkışık (kompakt) gök cismidir. Olay ufku denilen yüzeyinde öylesine güçlü bir çekime sahiptir ki bu noktadan ışık dahi kaçamaz. Işığın kaçamaması sebebiyle, bir renkleri veya ışıtmaları yoktur ve bu nedenle kara olarak adlandırılırlar.

Birçok bilim kurgu filmine de konu olan, oldukça popüler bir konu olmasının yanı sıra, bilim dünyasında da hala sıcak bir araştırma konusudur. Şartların ekstremliği ve bildiğimiz fiziğin sınırlarını zorlaması onu oldukça ilgi çekici bir gök cismi haline getirir. Bu nedenle herkes tarafından çokça dile getirilmiş olması, onun hakkında birçok yanlış bilginin de yayılmasına neden olmuştur.

O nedenle bu yazıda kara deliklerin keşfi, gözlemsel ispatları, teorik hesaplamalar, oluşumları, gelişimleri, yok oluşları, çeşitli teoriler ve özellikleri gibi merak ettiğiniz birçok konu hakkında kapsamlı bilgileri derledik.

Kara Deliklerin Oluşumu, Büyümesi ve Yok Oluşu

Kara deliklerin varlıkları ilk olarak Einstein’ın genel görelilik teorisi tarafından 1915 yılında öngörülmüştür. Genel göreliliğe göre, yeterince sıkışık (kompakt) bir cisim, uzay-zamanı bir kara delik oluşturacak kadar bükebilir. Burada karadeliğin oluşmasından kasıt, merkezden belirli bir uzaklıktaki sınırda kaçış hızının ışık hızına eşit olduğu bir uzay-zaman deformasyonu oluşmasıdır. Uzay-zaman deformasyonu diyoruz, çünkü doğrudan gözlenemediklerinden dolayı, onların nelerden oluştuğunu bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz ve son derece emin olduğumuz şey, orada uzay-zamanı böylesine büken, aşırı büyük kütlelere ulaşabilen ama herhangi bir ışınım yaymayan bir gök cismi olduğudur.

Kara delik, bir cismin kendi kütle çekimine direnemeyip sürekli olarak çökmeye başlamasıyla oluşur. Bu durum, yıldızlar yakıtlarını tüketmeye başladıklarında ortaya çıkar. Hidrostatik denge yavaş yavaş bozulmaya başlar. Yıldızın sahip olduğu basınç, içteki nükleer reaksiyonların sona ermeye başlamasıyla birlikte, yıldızın kendi kütlesine direnemez ve kendi üstüne doğru çöker. Bu noktada yıldızın durabileceği iki durak vardır. Yıldızın kütlesine bağlı olarak gezegenimsi bulutsu oluşturup geriye bir beyaz cüce bırakabileceği gibi, bir süpernova patlaması geçirip geriye nötron yıldızı da bırakabilir. Eğer yıldızın kütlesi 40 Güneş kütlesinden fazlaysa, süpernova patlaması sonucunda karadelik oluşabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yıldızın kütlesinin tamamının karadeliği oluşturmadığıdır. Önemli bir kısmı süpernova patlamasıyla madde ve ışıma olarak dış ortama salınır. Ardından saçılan bu madde daha sonra yeni yıldızların doğumuna olanak tanıyabilir. Örneğin Güneş bu şekilde oluşmuş ikinci nesil bir yıldızdır. Bu sayede Güneş sisteminde demirden ağır elementler bulunabilir ve bu sayede hayat var olabilmiştir.

İlksel Kara Delikler

Bir karadeliğin oluşumu için çok yüksek yoğunluklu bir ortam gereklidir (bu her ne kadar tek şart olmasa da). Günümüzde bu durum, büyük kütleli yıldızların çekirdeklerinde gerçekleşebilse de, Büyük Patlama’dan bildiğimiz üzere, evrenin başlangıç dönemlerinde de böylesine yoğun ortamlar bulunmaktaydı. Evrenin ilk dönemlerinde oluşan ve genellikle aşırı düşük kütleleri sebebiyle normal şartlarda varlığını sürdüremeyecek bu kara deliklere ilksel kara delikler denmektedir.

Yapılan çalışmalar, ilksel kara deliklerin kütlesinin Planck kütlesi ile binlerce Güneş kütlesi mertebesinde olabileceğini göstermektedir [1].

Yıldızsal Kara Delikler ve Süper Kütleli Kara Delikler (SMBH)

Yeterli kütleye sahip bir yıldızın süpernova patlaması geçirmesi sonucunda geriye kalan karadeliklerdir. Aslına bakılırsa bunlar zamanla madde yutarak kütlelerini artırdığından, yıldızsal bir karadeliğin kütlesi, bir yıldızın sahip olabileceği maksimum kütleden çok daha fazlasına sahip olabilir. Öyle ki süperkütleli bir kara delik milyarlarca Güneş kütlesinde olabilir. Bu tipte olanlar, madde yoğunluğunun o bölgede fazla olması nedeniyle, genellikle galaksi merkezlerinde bulunurlar.

Yıldızsal kara delikler ile süper kütleli kara delikler arasındaki kütle tanımlaması tamamen farazidir. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, böylesine sıkışık bir cismin milyarlarca Güneş kütlesinde olabiliyor olmasıdır [3].

Öyle ki yapılan çalışmalar, galaksi süperkümelerinin çökmesi sırasında bazı kara deliklerin on trilyonlarca Güneş kütlesine çıkabileceğini göstermiştir [4].

Buharlaşma

1974’te Hawking, kara deliklerin aslında tamamen kara olmadığını ve ufak bir miktar termal radyasyon yaydığını öngördü (sonraları Susskind ile olan tartışmaları “The Black Hole Wars” adlı kitapta ele alınmıştır ve Hawking ilerleyen yıllarda bu fikrinden vazgeçmiştir). Eğer Hawking’in bu buharlaşma fikri (Hawking ışıması) doğruysa, kara delikler ışıma yoluyla zamanla kütlelerini kaybedip büzüşüp yok olmalıdırlar. Teoriye göre büyük kara delikler, küçüklere nazaran daha az ışıma yapmaktadır ve daha uzun sürede yok olurlar. Bu nedenle ilksel bir kara delik anında buharlaşmalıdır.

Kara deliklerin yaydığı bu ışımanın termal spektrumu (Hawking sıcaklığı), 1 Güneş kütlesindeki bir kara delik için 62 nanokelvin düzeyindedir [2]. Bu değer, kozmik mikrodalga arkaplan ışımasının (CMBR‘nin) sahip olduğu 2.7 Kelvin düzeyinden çok çok az olduğundan, tespit edilebilir değildir. Tespit edilebilir düzeyde bir ışımanın söz konusu olması için, ışımaları kütleyle ters orantılı olduğundan, Ay kütlesi kadar ufak kütlede bir kara delik söz konusu olmalıdır.

Büyüme

Kara delikler oluştuktan sonra üzerlerine madde çektikçe kütlelerini artırmaya devam ederler. Dönmelerinden de gelen etkiyle birlikte, madde karadeliğin üzerine düşerken bir spiral çizer. Bu esnada ciddi anlamda ısınarak bir ışıma yapar. Bu ışımanın önemli bir kısmı X-ışını bölgesinde yer alır. Aynı zamanda kara delikler başka kara deliklerle de pekala birleşerek gravitasyonel dalgalar yayılmasına neden olabilir ve bu esnada kütlelerinin bir kısmını bu yolla kaybederler. Üzerine ne kadar materyal düşerse, o kadar büyüdükleri için, daha yoğun bölgeler olan galaksi merkezlerindeki kara delikler, daha büyük kütleli olma eğilimindedir.

Kara Deliklerin Fiziksel Özellikleri

İlk teorik kara delik çözümü Schwarzschild tarafından 1916 yılında dönmeyen, elektriksel yükü olmayan, statik bir kara delik için yapılmıştır. En basit kara delik çözümü olan bu çözüm, Schwarzschild çözümü (Schwarzschild metriği) olarak adlandırılır. Elbette ki gerçekte var olanların, bu basit tanıma uymadığını biliyoruz.

Daha detaylı çözümler olan dönmeyen yüklü kara delikleri Reissner-Nordström metriği, dönen ama yüklü olmayan kara delikleri Kerr metriği ifade eder. Daha geçerli bir çözüm ise, yüklü ve açısal momentuma sahip bir kara delik için yapılmış olan Kerr-Newman metriğidir (ayrıca bkz. Genel görelilik: Einstein alan denklemleri).

kara delik schwarzschild metriği formülü
Schwarzschild metriği

Kara Deliklerde Tekillik (Singularity)

Genel göreliliğe göre, kara deliğin merkezinde uzay-zaman eğriliğinin sonsuz hale geldiği bir gravitasyonel tekillik bölgesi yer alır. Dönmeyen bir kara delik için tekillik, noktasal bir tekillik iken dönen bir kara delik için, halkasal tekillik halini alır. Her iki durumda da tekillik sıfır hacme (sonsuz yoğunluğa) sahiptir.

Kara Deliklerde Olay Ufku (Event Horizon)

Olay ufku, kara delikler hakkında en popüler olan kavramların başında gelir. Evrendeki en yüksek hız limiti olan ışık hızına sahip ışığın dahi dışarı yönde kaçamayacağı sınırı ifade eder. Olay ufku adını almasının sebebi ise, bu sınırda gerçekleşen bir olay olması takdirinde, dışarıda bulunan gözlemciye bu olayla ilgili herhangi bir bilginin kaçamayacak (ulaşamayacak) olmasıdır. Dolayısıyla bu sınırda gerçekleşen bir olaydan, dışarıdaki bir gözlemci haberdar olamaz. Bu nedenledir ki, kara deliklerin doğrudan bir gözlemi yoktur. Daha çok, olay ufkunun dışında gerçekleşenler veya birleşmelerden ortaya çıkan gravitasyonel dalgalar incelenebilir.

Olay ufkunun şekli dönmeyen bir kara delik için tamamen küreseldir, fakat dönen bir kara delik için biraz daha basık bir geometriye sahiptir. Dönmeyen, yüksüz bir kara deliği Schwarzschild metriği ile ele alırız.

Ergosfer (Ergosphere)

Genel göreliliğe göre dönen herhangi bir kütle, etrafındaki uzay-zamanı sürükleme eğilimi içerisindedir. Bu etkiye çerçeve sürüklenmesi (frame dragging) denir. Dönen kara delikler de, etrafında bu olayın gerçekleştiği ergosfer adında bir uzay-zaman bölgesi yer alır.

dönen kara deliklerde ergosfer yapısı
Dıştaki bal kabağı benzeri yapı, ergosfer.

Etki o kadar güçlüdür ki, olay ufkunun yakınında, cismin sadece sabit bir şekilde durabilmesi için bile, etkiye zıt yönde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

Kara Deliklerde Zaman Yavaşlaması ve Kırmızıya Kayma

Genel göreliliğe göre, olay ufkuna yakın bir nokta ile daha uzakta yer alan bir nokta arasında zamanda farklılıklar oluşur. Örneğin, kara deliğin olay ufkuna yakın bir gözlemciye göre zaman, daha uzakta bulunan gözlemciye göre daha yavaş akacaktır. Yani, kara deliğe yakın kişinin geçirdiği yalnızca bir gün, uzaktaki kişinin geçirdiği bir yıla eşit hatta keyfi olarak çok daha fazlasına eşit olabilir.

Burada genellikle yanlış anlaşılan, zamanın yavaşladığı taraftaki davranıştır. Kara deliğin olay ufkuna yakın olan kişi, zamanda herhangi bir yavaşlama hissetmez. Zaman, yine normal bir şekilde akıyor gibi görünür. Fakat olay ufkundan uzaklaşıp, uzaktaki gözlemcinin yanına geldiği zaman, ondan daha az yaşlandığını fark eder. Göreli kelimesinin bu türden bir karşılaştırmayı içerdiğine de dikkat edin. Her türlü fiziksel olayın yavaşlaması, sizin zaman algınızı da aynı oranda yavaşlatacağı için, fark edilebilir hiçbir değişiklik tecrübe edilmez. Ta ki bir kıyaslama yapana kadar. Bu konu son zamanlarda, Yıldızlararası (Interstellar) filmine konu olmuştur.

Aynı zamanda dışarıdaki bir gözlemci, kara deliğe yaklaşmakta olan gözlemciyi izlerken, ondan gelen ışığın kırmızıya kaydığını gözlemleyecektir. Bu durum gravitasyonel kırmızıya kayma olarak adlandırılır. Özetle kara deliğin olay ufkunun yakınlarından salınan bir foton, gravitasyonel kırmızıya kayma nedeniyle enerjisini kaybedecektir. Aynı zamanda bunun tam tersi de doğrudur, yani bir foton kara deliğin olay ufkuna yaklaştıkça, enerji kazanır yani maviye kayar.

Foton Küresi

Eğer fotonların kara delik etrafındaki hareketini düşünecek olursak, çok uzaktan geçenlerin etkilenmeden, biraz yakından geçenlerin rotasını değiştirerek, çok yakından geçenlerin de üstüne düşerek hareket ettiklerini görürüz. Kara deliğin üzerine düşmesi ile rotasının değişmesi arasındaki özel bir noktada, foton belirli bir yörüngeye oturur. İşte bu sıfır kalınlıklı fiziksel, küresel sınıra foton küresi adı verilir.

Elbette ki fotonlar en ufak bir denge bozulması durumunda ya kara deliğin üzerine doğru düşmeye başlarlar ya da dışarıya doğru kaçacak bir rotaya doğru saparlar. Yani fiziksel bir biçimde sürekli bu kürede kapana kısılmaları pek mümkün değildir. Kara deliklerin zaman içerisinde madde toplayarak kütlelerini artırması nedeniyle bu hayali yüzeyin de zamanla değişeceği göz önüne alınırsa, sonsuza kadar bu alanda hapsolmuş fotonların olmayacağı anlaşılabilir.

Kara Deliklerin Gözlemsel Kanıtları

Kara delikler madem hiçbir ışık saçmıyorlar, saçıyorlarsa da tespit edemeyeceğimiz düzeyde bu işi yapıyorlar, öyleyse varlıklarını nasıl biliyoruz? Çok yerinde bir soru, fakat bir şeyin varlığından haberdar olmak için onu doğrudan görmemize gerek yoktur. Örneğin düdüklü tencereleri ele alalım. Sıkıca kapatılmış bir kaptır aslında bu. İçini göremez, içindeki basınca dair bir ölçüm yapamazsınız. Fakat içindeki basıncın değiştiğini, düdüğünün ötmesi gözlemi sayesinde yapabilirsiniz. Burada “ama kara delikten dışarı bilgi çıkmazken burada çıkıyor” diye haklı olarak düşünebilirsiniz. Fakat burada sözünü etmeye çalıştığımız şey, doğrudan içerinin gözlemi olmamasına rağmen, bir etkinin dışarıdan gözlenebileceğidir.

Kara deliklerde de durum benzerdir. Her ne kadar olay ufkundan itibaren onların ne olduklarına dair bir gözlem yapamasak da, sebep oldukları etkilerin sonuçlarını görebiliyoruz. Bu da bize orada “karanlık bir şeylerin” varlığını doğruluyor. Üstüne üstlük, etkilerin sonuçları üzerinden yaptığımız hesaplarla, nasıl bir şey olduğunu da hesaplayabiliyoruz. Fizik ve astronomi bilgimiz, özellikle yıldız evrimi modelleri ve parçacık fiziği sayesinde, oradaki cismi daha iyi tanımlamamıza olanak sağlıyor.

Kara Delik Etrafında Dolanan Yıldızların Hareketi

1995 yılından itibaren, 1998’e kadar astronomlar, Samanyolu’nun merkezindeki bir bölgede yıldızların hareketini inceledi. İncelemeleri sırasında yaptıkları yörünge hesaplarından bu yıldızların, 2.6 milyon Güneş kütlesinde bir şeylerin etrafında dolandığı sonucuna çıkardı. Elbette böylesi devasa kütleye sahip bir cisim ancak bir kara delik olabilirdi [5]. Samanyolu’nun merkezinde yer alan bu cisme, Sagittarius (Yay) takımyıldızında yer alması sebebiyle Sagittarius A* adı verildi. Bugün Sagittarius A’nın Samanyolu’nun merkez bölgesinde yer alan bir süper kütleli kara delik olduğunu biliyoruz.

kara delik etrafında dolanan yıldızlar ve kara deliklerin gözlemsel kanıtı
Sagittarius A* kara deliği etrafında dolanan yıldızların yörünge hareketleri

2009 yılında yapılan daha iyi gözlemler bu karadeliğin 3.6 milyon Güneş kütlesinde olduğunu göstermiştir (önceki hesapla arasındaki fark, hesaplardaki hata paylarından kaynaklanmaktadır, bir uyuşmazlık söz konusu değildir).

Kara Delik Birleşmesi – Gravitasyonel Dalgalar

2015 güz döneminde LIGO gravitasyonel dalga gözlemevi, Einstein’ın yaklaşık 100 yıl kadar öncesinde öne sürdüğü gravitasyonel dalgaların varlığına dair ilk gözlemleri elde ettiğini duyurdu. Elde edilen sinyaller, teorik olarak öngörülenler ile uyuşuyordu. Böylelikle Einstein’ın genel görelilik teorisi ile kara deliklerin varlığı bir kez daha doğrulanmış oldu.

Yapılan gözlemle 36 Güneş kütlesi ve 29 Güneş kütlesinde iki yıldızsal kara deliğin birleştiği hesaplandı. Sonuçta ortaya çıkan kara deliğin kütlesi ise 62 Güneş kütlesindeydi. Aradaki 3 Güneş kütlelik fark, bize ulaşan gravitasyonel dalgalara dönüşmüştü.

Kara Delik Fotoğrafı – Olay Ufku Teleskobu

Uluslararası bir radyo teleskop ağı olan Olay Ufku Teleskobu (Event Horizon Telescope – EHT) tarafından 2019 yılında ilk defa bir kara delik fotoğrafı çekildi. Bu fotoğraf M87 galaksisinin merkezinde yer alan kara deliğin bir görüntüsü ve etrafında dolanan ısınmış gazın yaptığı ışıma görülüyor.

kara delik fotoğrafı görseli eht
Görsel: Event Horizon Telescope collaboration et al.

Bizden 55 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alan eliptik galaksi M87’nin merkezindeki süper kütleli kara delik, yaklaşık 6.5 milyar Güneş kütlesinde. Bu fotoğrafın çekilebilmesi için dünyanın farklı yerlerine dağılmış toplamda 8 radyo teleskop kullanıldı. Bunların hepsi tek bir dev teleskopmuş görevi görerek bu görüntüyü elde ettiler.

Bu görselde kara deliğin etrafında, yutarak kendisini büyüttüğü materyaller görülüyor. Burada yer alan gaz fazlaca ısındığından ötürü özellikle X-ışını bölgesinde fazlaca ışıma yapıyor. EHT’nin bulgularına ek olarak bu nedenle çeşitli dalga boylarında gözlemler yapıldı ve buna NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi’nin yaptığı gözlemler de dahildi.

EHT bu konu üzerinde büyük bir ciddiyetle çalışıyor ve çeşitli çalışmalar yayınlıyorlar. Bu keşifler, kara deliklere ve Einstein’ın kütle çekim teorisine olan anlayışımızı ciddi ölçüde şekillendirecek.

Toplanma Diskleri ve Aktif Galaksi Çekirdekleri

Açısal momentumun korunumu ilkesinden dolayı, kara deliğe doğru düşmekte olan gaz, disk benzeri bir yapı oluşturur. Böylesi bir ortamda sürtünme, açısal momentumun dışa doğru aktarılmasına neden olarak, maddenin daha da içeriye sürüklenmesine ve dolayısıyla potansiyel enerjinin salınarak sıcaklığın artmasına neden olacaktır.

Isınan bu gaz, özellikle X-ışını bölgesinde güçlü bir ışıma yapar. Bu ışımalar da teleskoplar tarafından tespit edilebilir (bu olayın, olay ufku dışında olduğunu hatırlatalım). Özellikle kuazarların ve diğer aktif galaksi çekirdeklerinin (AGN’lerin) süper kütleli kara deliklerin etrafındaki böylesine yoğun ve parlak toplanma diskleri sayesinde kendi özelliklerini kazandığı düşünülmektedir. 2011 yılında, ilk defa bir kuazarda süper kütleli karadeliğin etrafındaki toplanma diskinin doğrudan gözlemi yapılarak bu fikir güçlendirilmiştir [6].

Mikromercekleme

Mikromercekleme kara deliğin, parlak bir nesnenin önünden geçerken, arkasındaki nesneden gelen ışığın rotasının, etrafındaki uzay-zaman bükülmesinden etkilenerek merceklenmesi prensibine dayanır. Gravitasyonel merceklenme olayını büyük galaksilerde ve galaksi kümelerinde sıklıkla görülüp üzerinde çalışmalar yapılsa da, mikromercekleme şu anda sınırlanırımızın ötesinde bir gözlem gücü gerektirdiğinden henüz sadece kağıt üzerindeki bir öneridir. Fakat şu zamana kadar yapılan çalışmalar, böylesi bir etkinin mümkün olduğunu ve gözlemin gerçekleşmesinin sadece zaman meselesi olduğunu göstermektedir.

kara deliklerde kütle çekimsel merceklenme etkisi
Samanyolu’nun silüetinin önünden geçen bir kara deliğin, görüntüyü nasıl mercekleyeceğini gösteren sanatsal bir çalışma (gerçek görüntü değildir). Referans: BBC

Kara Deliklerle İlgili Bazı Sorular ve Cevapları

Kara deliğin içinde ne var?

Kara deliğin içerisinde ya da daha teknik bir ifadeyle olay ufkunun gerisinde ne olduğunu kimse bilmiyor. Buradaki fiziksel şartlar, başka hiçbir yerde görmediğimiz türden ekstrem şartlar ve bunu açıklayacak bir fizik şu anda elimizde olsa dahi bunun gözlemini yapamıyor, yeterli veri alamıyor olmamız nedeniyle bu soruyu cevaplandıramıyoruz. Fakat giderek artan imkanlar ve bilimin gelişmesi, bu konuda da zamanla yol kat edilmesini sağlıyor ve bir gün buna da bir cevap bulacağız.

Bir Kara Delik Kaç Kilometre? Boyutları Ne Kadar?

Bir kara deliğin kaç kilometre çapa sahip olacağı onun kütlesiyle alakalıdır. Kütle ne kadar fazla olursa (ki bu konuda bir limit yoktur) çapı da o kadar fazla olur. Eğer Dünya’yı bir kara delik olacak şekilde sıkıştıracak olsaydık çapı yalnızca 1.75 santimetre olurdu. Eğer Güneş’i bir kara delik yapacak şekilde sıkıştırsaydık çapı 6 kilometre olurdu. Bunu bir Schwarzschild kara deliği için aşağıdaki formülden hesaplayabilirsiniz.

schwarzschild kara deligi yaricapi Kara Delik Nedir?
Schwarzschild kara deliği yarıçapı

Burada rs kara deliğin yarıçapı, G Newton çekim sabiti, M cismin kütlesi, c ise ışık hızıdır.

Tüm Galaksilerin Merkezinde Kara Delik Bulunur Mu?

Her galaksinin merkezinde bir kara delik bulunmak zorunda değildir, fakat bulunuyor olması olasılıksal olarak manalıdır. Galaksilerin merkez bölgeleri, dış kollara göre daha yoğundur. Bu nedenle burada çabuk bir şekilde evrimleşip kara delik oluşturan yıldızlar, aynı zamanda birbirlerine de yakın olduklarından dolayı çabuk madde toplanmasını sağlar. Böylelikle merkez bölgelerde özellikle süper kütleli kara delikler görmek şaşırtıcı değildir.

Bilinen En Büyük Kara Delik Hangisi?

Süper kütleli kara delikler 100 milyar Güneş kütlelerine ulaşabilir. Bilinen en büyük kütleli kara delikler 66 milyar Güneş kütlesi ile TON 618 ve 45 milyar Güneş kütlesiyle Holmberg 15A’dır. Fakat bunlar dışında 100 milyar Güneş kütlesinde kara delikler de olduğu düşünülmektedir ve bunlardan biri SDSS J073739.96+384413.2 kara deliğidir. Ayrıca bu kara delikler öylesine büyüktür ki boyutları Güneş sisteminden de fazladır. Plüton’u da sisteme dahil edecek olursak, çapları boyunca yaklaşık 10 tane Güneş sistemi sığacağını söyleyebiliriz.

Güneş Kara Delik Olacak Mı?

Güneş’in kütlesi bir süpernova patlaması geçirip kara delik oluşturmak için yeterli değildir. Dolayısıyla Güneş milyar yıllar içerisinde evrimini tamamladıktan sonra bir gezegenimsi bulutsu gerçekleştirip geriye beyaz cüce bırakacaktır.

Dünya’da Kara Delik Var Mı?

Hayır Dünya’da bir kara delik yok. Eğer gözümüzle bir toz zerreciği kadar görebileceğimiz bir kara delik olsaydı, bu muhtemelen göreceğimiz son şey olurdu.


Hazırlayan: Ögetay Kayalı

Referanslar

1. Carr, B. J. (2005). “Primordial Black Holes: Do They Exist and Are They Useful?”. In Suzuki, H.; Yokoyama, J.; Suto, Y.; Sato, K. Inflating Horizon of Particle Astrophysics and Cosmology. Universal Academy Press. pp. astro–ph/0511743. arXiv:astro-ph/0511743 Freely accessible. Bibcode:2005astro.ph.11743C. ISBN 978-4-946443-94-7.

2. Siegel, Ethan (2017). “Ask Ethan: Do Black Holes Grow Faster Than They Evaporate?”. Forbes (“Starts With A Bang” blog). Retrieved 17 March 2018.

3. Antonucci, R. (1993). “Unified Models for Active Galactic Nuclei and Quasars”. Annual Review of Astronomy and Astrophysics. 31 (1): 473–521. Bibcode:1993ARA&A..31..473A. doi:10.1146/annurev.aa.31.090193.002353

4. Frautschi, S., 1982. Entropy in an expanding universe. Science, 217(4560), pp.593-599.

5. Gillessen, S.; Eisenhauer, F.; Trippe, S.; et al. (2009). “Monitoring Stellar Orbits around the Massive Black Hole in the Galactic Center”. The Astrophysical Journal. 692 (2): 1075–1109. arXiv:0810.4674 Freely accessible. Bibcode:2009ApJ…692.1075G. doi:10.1088/0004-637X/692/2/1075.

6. Muñoz, José A.; Mediavilla, Evencio; Kochanek, Christopher S.; Falco, Emilio; Mosquera, Ana María (2011-12-01). “A Study of Gravitational Lens Chromaticity with the Hubble Space Telescope”. The Astrophysical Journal. 742 (2): 67. arXiv:1107.5932 Freely accessible. Bibcode:2011ApJ…742…67M. doi:10.1088/0004-637X/742/2/67

7. Misner C. W., Thorne K. S., Wheeler J. A., Gravitation.

8. Boer K.S., Seggewiss W., Stars and Stellar Evolution.

Kapak Görseli: Interstellar (Yıldızlararası) filmi

Ögetay Kayalı

Rasyonalist kurucu, editör ve kıdemli yazar. NASA'nın APOD platformunda görevli olmak üzere, Michigan Tech. Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak Astrofizik üzerine doktora yapmaktadır. Ege Üni. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden birincilikle mezun olduktan sonra bir yıl kozmoloji üzerine yüksek lisans, ardından bir yıl da İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Merkezinde Moleküler Biyoloji ve Genetik üzerine yüksek lisans yapmıştır.

Bir yorum

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button