Popüler BilimKöşe YazılarıSafsatalarSahte Bilim

Ama Bilmem Ne Profesörü Şöyle Dedi!

Bilim dünyasının içerisinde olan birisi için dahi, bir bilginin doğruluğundan emin olmak bazen gerçekten çok zaman alıcı olabiliyor. Gerçek hayatta öyle tuhaf bilgilerle karşılaşıyoruz ki, bu bilgiden emin olmak için harcanacak efor, onu uyduranların beş saniyelik çabasının yanında manasız bir arayışa dönüşebiliyor. Bu nedenle birçok sahte bilimci, sırf iddialarını güçlü göstermek için peşi sıra bir sürü iddiada bulunur. Amaç basittir; hangi birine odaklanacağınızı, hangi birini doğrulayacağınızı şaşırır, bu mücadeleden kaçınırsınız.

Halbuki iddiayı çürütmeniz gerekmez, iddialarını doğrulaması gerekenler onlardır. Fakat birçok kişi bu iddialara doğrudan inandığı için, bunun önüne geçmek adına bizlerin bu tür dezenformasyonları çürütmesi gerekebiliyor. Lakin, doğru şekilde analiz yapmak, bilgi olmasa dahi, bunların önüne geçebilir.

Elbette net bir cevaba sahip olmak için bilgi gereklidir. Bu bilgiye sahip olmak için de uzmana danışırız, yani o konuya hakim olan kişiye. Fakat işin uzmanı kavramı, halk arasında çok yanlış anlaşılmakta. Bir biyoloji profesörü hiçbir etik kaygı gütmeden çıkıp kozmoloji hakkında teknik bir şey iddia edebiliyor. Bu belki de çok bariz ve anlaşılır bir örnektir çoğu insan için. Çünkü kimse karnı ağrıdığında avukata gitmez, doktora gider.

Fakat hukuk, tıp, biyoloji veya fizik uzmanı diye bir şey yoktur. Bu alanlar, hiçbir insanın ömrü hayatı boyunca tüm detaylarına hakim olamayacağı kadar büyük alanlardır. Bu mümkün olsa bile keşfedilen/üretilen bilginin hızına, öğrenme hızımız yetişmez.

Ancak bunların alt dallarında, hatta o alt dalların spesifik bazı konularında uzmanlaşabilirsiniz. Örneğin bir astrofizikçi, karanlık madde çalışıyor olabilir. Fakat karanlık madde konusunda uzman olmak diye bir şey söz konusu değildir. Her gün sadece başlığında karanlık madde kelimesi geçen bir sürü makale yayınlanıyor. Yani başlığında karanlık madde kelimesi bile geçmeyip o konuyu ele alanların her birini okuyacak vakit dahi bulamazsınız. Bazı karanlık madde çalışanlar parçacık fizikçisidir, olayı mikro ölçekte işler. Bazıları ise kozmologtur ve olayı makro ölçekte, çekim etkileriyle inceler. Bunlar arasında dahi, örneğin kozmologlar arasında bazıları alternatif çekim kuramları geliştirir. Hatta bunlar arasında bile belli başlı teoriler vardır ve bir kişi çoğunlukla bunlardan yalnızca birine odaklanabilir.

İşte bilim bu kadar devasa bir alandır. Dolayısıyla işin uzmanını anlamak o kadar kolay değildir. İyi bir akademisyen, hangi konuda konuşması gerektiğini de iyi bilir. Ne yazık ki televizyonlarda gördüklerimizin çoğu, kendi uzmanlıkları dışında konuşuyor. Fakat bazıları, kendi alanında uzmanları dinleyip, anlayıp, halka aktarıyor. Bu önemli bir davranış. Kendisi uzmanı olmasa dahi, anlayabilecek birikime sahip. Bu nedenle anlayıp sizlere, bizlere aktarabilir.

Şimdi nedir bu tatava? Neden bu detayları üstüne basa basa anlattım?

Çünkü kimi dinlememiz gerektiğini bilmek, çok kafa karıştırıcı olabilir ve ne yazık ki birilerini yalan söylemekten ya da yanlış bilgilendirmekten alıkoyan bir yasal düzenleme yok. Bu noktada ne yazık ki birçok kişi sahte bilim tuzaklarına istemsizce düşebiliyor. Fakat kolayca bunun önüne geçmek mümkün.

X Profesörünü Dinledim, O Böyle Böyle Söyledi!

Sahte bilime inanlar arasında çok sık kullanılan bir söylemdir bu “Bakın X profesörü böyle böyle diyor!”. Bu durum, iddiayı güçlendirmek amacıyla sık sık kullanılır, çünkü bu daima olur. Muhakkak bir X profesörü vardır bu hayatta. Nasıl geliştiğini anlamak için bir örnek verelim. Aşı karşıtlığı konumuz olsun.

– Biontech aşısı olan 1 milyon kişiden yalnızca 11’i alerjik reaksiyon göstermiş ve bunların hepsi de tedavi edilip durumu atlatmış. Bu tür reaksiyon gösteren kişilerin, çok alerjik bünyeleri olduğu da biliniyor. Aşılara bu konuda güvenebilirsiniz, bilimin gösterdiği hiçbir kanıt, aşıların tehlikeli bir yan etkisi olacağını söylemiyor.
+ Yalan söylüyorsunuz! Bakın bu yayında X profesörü aşıların çok ciddi yan etkiler yaptığını hatta bazı kişilerin hayatını kaybettiğini söylüyor. Bunların saklandığını açığa çıkarıyor!

Şimdi bu örnekte, tek bir duruma indirgeyemeyeceğimiz kadar çok motif var. Fakat mantıksal hatayı anlamak için tek bir sual yeterli:

Tek bir X profesörünün doğruyu söylediğini, ama geri kalan binlerce (hatta yüz binlerce) profesörün yalan söylüyor olması sizce ne kadar olası?

Neden tek bir profesöre inanıyoruz da geri kalanları görmezden geliyoruz? Samanlıkta ince bir dal parçası bulmak, o saman balyalarıyla dolu ambarı, ağaç dallarıyla dolu bir alana çevirebilir mi? Neden bu seçicilik?

Bunun bir başka örneği de geçtiğimiz zamanlarda Twitter’da yaygınlaşan bir iddiaydı:

– Nobel ödülüne aday olmuş profesör böyle böyle dedi!

Bu argümanın kendisini nasıl çürüttüğünü görebilmek önemli. “Nobel ödülüne aday” önemli bir nokta. Nobel ödülü alanların söylediğini umursamadığımızı gösteriyor, onların dedikleri doğru değil. Fakat Nobel yine de önemli bir ikna unsuru! Yani Nobel almış olmaları doğru söylemelerini gerektirmiyor, ama Nobel’e aday olduysanız ikna ediciliğiniz daha fazla. Kendi çelişkisi içerisinde kendi üstüne çöken bir cümle bu ne yazık ki. Dikkat ederseniz iddianın ne olduğuna hiç değinmedik, bilgi bu noktada önemli değil. Kurulan mantık oldukça sorunlu.

Buradaki motivasyon çoğu zaman, bazı gerçeklerin saklandığı ve birilerinin bunu açıkladığı düşüncesine inanmaktan geliyor. Zaten bu nedenle çoğu zaman komplo teorisi lafını kullanıyoruz. Ortada muhakkak bir komplo olmalı!

Eğer kaygılı bir bireyseniz ve geçmişte bu tür güvensizlikler yaşamışsanız, her türlü olaya bu gözle bakmanız pek olasıdır. Bunda sıra dışı hiçbir şey yok, fakat mantığı da bir kenara bırakmamak gerek. Hangi toplumda %0.01 gibi bir azınlık doğruyu konuşurken %99.9 yalan konuşuyor ve bunu örgütsel olarak yapıyor? Gerçekten bu kadar organize olunabilmesi mümkün mü? Böyle bir sistemde demokrasiye nasıl oluyor da güvenebiliyoruz?

sakalli gozluklu yasli adam profesor

Biraz da diğer açıdan bakalım. Her toplulukta bir çürük elma vardır, öyle değil mi? Hiçbir toplum, örgüt, kusursuz bir biçimde işlemez. Özellikle sayı büyüdükçe bu imkansızlaşmaya başlar. Hayat arkadaşınızla bile fikirlerinizin ters düşmesi kadar doğal bir durum yoktur. O halde neden sayısız bilim insanı aşıların bu kadar faydalı ve zararsız olduğunu söylerken, tam aksini söyleyen birkaç kişinin çürük elmalar olabileceğine inanmıyoruz? Çürük elmalar olmaması demek, herkesin doğru/uygun olanı yapması demek. Bu da yine durumun kendisiyle başlı başına bir çelişki yaratıyor.

Çürük elmalar olabileceğini kabullenmek son derece önemli. Keza bazı şeylerin rassal olabileceğini kabullenmek de son derece önemli. Çoğu sahte bilim inancı, bu iki cümleyi benimseyememizden besleniyor.

Bilimde Karşı Fikirler Yok Mu?

Son olarak, şunu hatırlamak gerek. Bilimde tezat düşüncelere sık rastlanır. Örneğin ben de sıkça (çoğunlukla eğlencesine) karanlık maddenin aslında var olmadığını iddia etmeyi severim. Bu konuda uzman olduğumdan değil! Hiç kuşkusuz konunun birçok noktasını anlayabiliyorum ama uzmanı olmakla yakından uzaktan alakam yok. Ama uzmanlarının neler yaptığını takip ediyor ve bir ölçekte anlıyorum. Gerçekten de karanlık maddenin olmadığını iddia eden ve alternatif teoriler sunan uzman bir grup var. Hatta rahatlıkla bu fikrin kabul edilebilirliği son yıllarda artmaya başladı diyebiliriz.

Lakin bunu eğlencesine iddia unsuru yapan ben bile, karanlık madde olasılığını asla görmezden gelmiyorum. Kimse gelmemeli. Alternatif cevaplar üretenler de hala karanlık maddenin çok daha iyi bir fikir olduğunun ziyadesiyle farkında. Lakin bu diğer seçenekleri değerlendirmemize mani olmuyor. Her iki kapıyı da görüyor ve kimimiz birinin anahtarını tutuyor, kimimiz diğerinin. Böylece doğru cevaba birlikte ulaşabiliyoruz.

Fakat aşılar gibi durumlarda böylesine bir fikir ayrılığı söz konusu değil. Bilimde tartışmalar olduğu kadar, net bilgiler de vardır. Aksi takdirde zaten ilerleyemezsiniz. Bu durum elinizde temel olmadan, üst katları yapmaya benzer. Bilimin varlığına aykırıdır.

Üst katlarla temelleri karıştırmamamız temennisiyle…


Hazırlayan: Ögetay Kayalı

Ögetay Kayalı

Rasyonalist kurucu, editör ve kıdemli yazar. NASA'nın APOD platformunda görevli olmak üzere, Michigan Tech. Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak Astrofizik üzerine doktora yapmaktadır. Ege Üni. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden birincilikle mezun olduktan sonra bir yıl kozmoloji üzerine yüksek lisans, ardından bir yıl da İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Merkezinde Moleküler Biyoloji ve Genetik üzerine yüksek lisans yapmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button

Destek Olun!

Bilimi yaymamızdaki tek destekçimiz sizlersiniz.

Sizlerden gelecek ufak katkılar, birleşerek çok daha fazlasını yapmamıza yardımcı olabilir.