Popüler BilimAkvaryumHobi

Akvaryum Işıklandırması Alçak mı Yüksek mi Olmalı?

Özellikle bitkili akvaryumlarla uğraşanlar için ışık konusu son derece hassastır. Fazla olması en temel problemlerden biri olan yosun (alg) çoğalmasına neden olarak bitkilerin ölümüne sebebiyet verebilir, keyifle başlayan bir hobiyi çileye dönüştürebilir. Fakat sorun şu ki, her bitkinin ışık ihtiyacı farklıdır. Bunu akvaryum içinde bazılarını gölgelere koyarak çözebilseniz de çoğunlukla gözden kaçan bir problem vardır: Işık şiddetinin mesafeyle azalması.

Bu dünyanın Ferrari’si olarak bildiğimiz ADA markasının Solar RGB modelinin tavandan asıldığını ve akvaryum yüzeyinden de oldukça yüksekte bırakıldığı dikkatiniz çekmiştir. Başka markaların suyun yüzeyinden 10-15 cm yüksekte olan modellerini de görmek elbette mümkün. Hatta iyi kabul edilen modellerin çoğu, daima bir tavan askısını tasarıma dahil eder. ADA gibi markaların bu şekilde hareket etmesinin özel bir nedeni var ve burada anlatacağımız olay, kalitenin ne demek olduğunu, detay bilgilerin nasıl fark yarattığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Işığın Yayılımı

Işık yayılırken, bir yüzey tarar. Yani bir alana dağılır. Eğer nokta kaynak olan bir yıldız düşünecek olursak, etrafında küresel bir biçimde 360 dereceye yayılan bir ışık dağılımı görürüz. İster evrende ister evimizde olsun, ışık bir alana yayıldığı için prensip basittir. Mesafe arttıkça, ışık şiddeti, mesafenin karesiyle ters orantılı olarak değişir. Yani 1 metrede 1 birim olarak ölçtüğümüz ışık şiddeti, 2 metrede 1/4 birim, 3 metrede 1/9 birim olur. Peki bunun akvaryum aydınlatmasında, hatta herhangi bir aydınlatmada ne gibi bir önemi var?

isik ters kare Akvaryum Işıklandırması Alçak mı Yüksek mi Olmalı?
Işık şiddetinin mesafenin karesinin tersiyle orantılı olarak değişmesi. Görsel: Wikipedia

Akvaryum Işıklandırma Problemi

Birçok kişinin atladığını gördüğüm nokta, bu prensipte yatıyor. Pek çok kişi aydınlatmayı su yüzeyine çok yakın tutuyor ve bir türlü çözemediği bitki yetiştirme problemleri yaşıyor. Bazı (uzun) bitkileri büyürken, tabanda kalanlar çürüyor. Demek ki tabana yeterli ışık gitmiyor deyip ışığı artırdığında da bu sefer yosun problemi başlıyor. Haydi çık işin içinden çıkabilirsen! Ama çıkılır, tam olarak bu noktada değindiğimiz bilgi işimize yarıyor. Bu nedenle pek kimsenin fark etmediği bu tüyoyu paylaşma gereği gördüm. Anlaşılması için bir örnek yapalım.

Üçü de 50 cm derinliğe sahip üç ayrı akvaryumumuz olsun. Bunların ışıklandırmalarını su yüzeyinden, sırasıyla 10, 20 ve 35 cm yukarıya asalım ve bu akvaryumların yüzeylerine ulaşan ışık şiddetiyle, tabanlarına ulaşan ışık şiddetini karşılaştıralım. Hesap kolaylığı olması için 10 cm sonra 1 birim aydınlattığını ve hepsinde aynı aydınlatmayı kullandığımızı düşünelim. Yine kolaylık olması için bunu nokta kaynak kabul edelim, yani pratikte elde edeceğimiz sonuçlar bundan biraz daha farklı olacak. Fakat olayın sonucunu anlamak, ne tür bir etkiye sahip olacağını anlamak için bu önemli. Hesapladığımızda bunların aşağıdaki gibi olduğunu görürüz.

AkvaryumYüzeydeki Işık ŞiddetiTabandaki Işık ŞiddetiYüzey/Taban Oranı
1. Akvaryum (10 cm)10.0277736
2. Akvaryum (20 cm)0.250.0204112.25
3. Akvaryum (35 cm)0.081630.013845.9

Buradan da göreceğimiz üzere, eğer akvaryum ışıklandırması, su yüzeyine yakın olursa, tabandaki ışık şiddeti ile yüzeydeki ışık şiddeti arasında ciddi bir fark oluşuyor. Böyle bir durumda uzun boylu bitkilerin üst kısımları yeterli ışık alırken, alt yaprakları almıyor. Örneğin ışık şiddetiyle kızaran bitkilerin sadece üstleri kırmızı oluyor, altları yeşil-sarı tonlarında kalıyor. Ya da bu bitkiler uzar ve sağlıklı bir biçimde büyürken, taban bitkileri çok yavaş gelişiyor ya da ölüyor.

Peki bunun çözümü nedir? Eğer ışıklandırma yüksek olursa, yüzeye de gidecek ışığın azaldığına dikkat edin. Dolayısıyla daha homojen bir aydınlatma yapacağım derken, ışık şiddetinizi kaybedebilirsiniz. Bu nedenle bu tür yüksekliklere asılan aydınlatmalar, güçlü olmak zorundadır.

Burada gerçekten iyi bir mühendisliğin ve fizik bilgisinin, nasıl olup da kalitede fark yarattığını anlamak önemli. Şunu söyleyebilirim ki bu neredeyse hiç konuşulmayan kritik bir bilgi olsa bile, bu işin detayı dahi değil. Birçok kişi iyi bir aydınlatma geliştirebilmeyi, uygun renk verebilmekten ibaret sansa da, bu teknolojilerin pahalı olmasının nedenlerinden biri de ardındaki ince mühendislik ve fizik bilgisidir. Çoğunlukla kendinizde kabahat bulduğunuz, bir türlü çözemediğiniz problemlerin temelinde kalitesiz bir ürünün getirdiği problemler yatıyor olabilir.

Green aqua akvaryum aydinlatma isik
Bu işte oldukça başarılı olan Green Aqua’nın, aydınlatmalarının neredeyse tamamının, su yüzeyinden son derece yukarıda olduğunu görebilirsiniz. Bu tesadüfen ya da zevke göre yapılmış bir şey değildir. Kanalın prodüksiyonuna baktığımızda ışık konusunda son derece bilgili olduklarını görüyoruz. Aynı aydınlatma prensibi, sinematografi ve fotoğrafçılıkta da geçerlidir. Bildiklerini uyguladıklarını buradan da anlayabilmek mümkün. Green Aqua Showroom

Bir dipnot olarak bitirmeden eklemek gerekir ki, her ne kadar etkisi az olsa da, suyun içerisinde ışığın soğurulması nedeniyle burada verilen ışığın spektrumu, bambaşka bir incelik gerektiriyor. Keza ışığın verilirken difüze olması, nokta kaynak değil, bir yüzey olması da birçok şeyi değiştiriyor. Bu nedenle kullanılan malzemeye bağlı olarak değişecek sonuçlar için, yüksek teknoloji ekipmanlarla ölçümler yapmak şart. Burada işin teorisini, prensibi anlamanız ve nelere yol açabileceğini gösterebilmek için paylaştık. Fakat durum pratikte hiçbir zaman bu kadar basit değildir ve ölçümler gerektirir. Bu nedenle iyi markalar bu ölçümleri şeffaf ve detaylı bir biçimde paylaşır. Umuyorum ki yerli üreticiler de bir gün bu işin bilimini ne kadar iyi yaptıklarını, testlerin tam detaylı raporlarını paylaşarak bizlere gösterecektir.

Keyifli son bir dipnot daha bırakayım. Bu bilgiden sonra Güneş ışığının olayını düşünmek gerek. Neden Güneş ışığı bu kadar iyi bir kaynak sorusunun bir cevabı da burada saklı çünkü. Güneş bizden ortalama 150 milyon km uzakta olduğu için yer yüzünde 1 metre yükselmişsiniz, 100 metre yükselmişsiniz pek fark etmiyor (atmosferik soğurmaları unutalım bir an). Yani onu sonsuzda olan bir kaynak olarak görebiliyoruz. Bu nedenle her mesafeyi eşit aydınlatıyor.

*Işık şiddeti burada light intensity olarak kullanılmıştır.


Hazırlayan: Ögetay Kayalı

Kapak görseli: Green Aqua

Ögetay Kayalı

Rasyonalist kurucu, editör ve kıdemli yazar. NASA'nın APOD platformunda görevli olmak üzere, Michigan Tech. Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak Astrofizik üzerine doktora yapmaktadır. Ege Üni. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünden birincilikle mezun olduktan sonra bir yıl kozmoloji üzerine yüksek lisans, ardından bir yıl da İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Merkezinde Moleküler Biyoloji ve Genetik üzerine yüksek lisans yapmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button