26 C
İstanbul
23 Eylül 2018
Popüler Bilim

Şeker Kalbiniz ve Vücudunuz İçin Ne Kadar Zararlıdır?

Şeker bizim için önemlidir fakat küçük dozlarda.

Yoksa hala sevgililer günü şekerlemelerinizi mi kemiriyorsunuz? Kahvaltıda; paketlenmiş kahvaltılık gevrekler, krepler, çörekler mi yiyorsunuz? İşlem görmüş et ve ekmeklerle, soslanmış makarna ile hatta soslarla süslenmiş salatalarla öğle yemeğinizin tadını mı çıkarıyorsunuz?

Şeker tüm bu yiyecekleri lezzetli kılar. Aynı zamanda vücudumuz için önemli bir enerji kaynağıdır. Bu bizim yoğun aktivitelerde kullandığımız enerjidir ve beynimizin birincil yakıt kaynağıdır. Yani şekere gereksinim duyarız.

Sorun şu ki, bir çoğumuz çok fazla şeker tüketiyoruz. Dahası, biz bunu en basit ve işlem görmüş haliyle tüketiyoruz.

Yeme alışkanlığımızdaki bu yüksek miktardaki şeker; obezite, insülin direnci, diyabet, damar tıkanıklığı, yüksek kan kolesterolü ve hipertansiyon gibi sağlık sorunları riskini arttırır.

Bu, aynı zamanda kalp hastalığından kaynaklı prematüre ölüm riskini de arttırır.

Vücudumuz Şekeri Nasıl Sindirir? 

Vücudumuz; şekeri, meyvelerde, sebzelerde ve tüm tahıllarda doğal olarak bulunduğu haliyle sindirmek üzere tasarlanmıştır. Bu besinlerde, basit şeker molekülleri bir zincirde bir araya getirilmiştir.

Bizim ince bağırsaklarımız, bir karbonhidrat zinciri halindeki şekerin emilimini gerçekleştiremez (genellikle nişasta olarak bilinir). Emilmeden önce her seferinde bir şeker molekülü bölünür, böylece bu besinler yavaşça yıkılır.

Bu, uzun bir tren alıp her seferinde bir vagonu ayırmak gibidir.

Şekeri, sukroz (glukoz ve fruktoz moleküllerinin birleşimi) gibi basit haliyle tükettiğimizde, parçalayacak bir zincir olmayacaktır. Bunun yerine, tek seferde kana bir şeker akımı olur. Çoğunlukla buna enerji hücumu deriz.

Ardından şekeri bir sonraki enerji kullanımı için kaslara, karaciğere ve diğer organlara depolamak üzere insülin salgılanır.

Kandaki ani glükoz yükselişi yorgun ve acıkmış hissettirebilir, bizi ihtiyacımız olandan daha fazla kalori almaya itebilir ve bu da obezite riskimizi arttırır.

İnsülin Direncinin Kalp Hastalığına Etkisi

Yüksek şekerli bir diyetin sağlığımızı olumsuz etkilediği başka birçok yol vardır.

Glikoz için vücudumuzda sınırlı depoya sahip olduğumuzdan dolayı, diğer fazlalıklar yağa dönüştürülür. Bu yağların bir kısmı kanda dolanır ve insülinin işine engel olarak kanda yüksek glikoza yol açar.

Eğer bu yıllar boyu sürerse insülin etkisini kaybetmeye, kandaki glikoz artmaya başlar. Bu da kalp hastalığının diğer etmenleri olan insülin direncine daha sonra da diyabete sebep olur.

Fazla glikoz damarlarda dolandıkça atardamar duvarlarını zayıflatıp sızdırıcı ve çalışmaz hale getirerek damar tıkanıklığına yol açar.

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubunun Rolü

1960 ve 70’lerdeki çalışmalar, beslenme kaynaklı yağların artan kalp hastalıklarıyla alakalı olduğunu göstermeye başlamıştır. Bu da tarihte ilk kez, “Amerikalılar için yağa hedeflenmiş olan beslenme rehberi“nin oluşumuna yol açmıştır.

Neredeyse hemen, gıda firmalarınca üretilen yağsız ürünlerde bir yaygınlaşma oldu. Bu da Amerika’da azaltılmış yağ tüketimi ve arttırılmış şeker tüketimi akımına sebep oldu. Tüm bu süre boyunca obezite oranı arttı.

Kanada’da obezite oranı üç katına çıktı, 1985’te yüzde 6.1’den, 2011’de yüzde 18.3’e çıkmıştır.

Aynı süre zarfında, Amerika’nın tarımsal mısır kaynakları sayesinde ucuz olduğu için yüksek fruktozlu mısır şurubu gıda tatlandırıcısı olarak piyasaya sürüldü.

Ondan beri, yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi Amerika’da çarpıcı bir şekilde, Kanada’da ise daha az bir oranda artış göstermiştir.

2004’lerde Kanada günlük ortalama 110 gr şeker tüketti -26 çay kaşığına eş değer- bu da günlük alınan kalorinin yüzde 21’ine tekabül ediyor.

Bu kalorilerin üçte birinden  fazlası işlenmiş gıdalardan gelmektedir. Bu demek oluyor ki, Kanadalılar besleyici değeri olmayan ürünlerden yılda ortalama 30 pound (1 pound = 453.59237 gram) ilave şeker tüketiyor.

Amerika’da bu ilave şekerler yetişkinlerin ve sekiz yaş üstü çocukların günlük kalori alımlarının yüzde on dördünü oluşturuyor. Her iki değer de Dünya Sağlık Örgütünün tavsiyesi olan yüzde onun fazlasıyla üzerinde.

Fazla Şeker Demek Büyük Kola Demektir!

Glikozun haricinde fazla tüketilen yüksek fruktozlu mısır şurubunun sağlığa bir zararı olup olmamasıyla alakalı sorular var.

Glikozun aksine fruktoz, insülinden bağımsız olarak karaciğerde sindirilir. Rastgele seçilmiş bir çalışmada, aşırı yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi, visceral yağ artışı (mide kası duvarının altında ve diğer iç organların etrafında bulunan iç karın yağı) ile ilişkilendirild. 

İç yağı birikimi, her biri kalp hastalıkları için büyük risk etkenlerinden olan; insülin direnci, artan kan kolesterol seviyesi ve hipertansiyon gibi sorunlara yol açabilir.

Fakat bu çalışmada, ortalama bir insanın tüketeceğinden iki kat fazla fruktoz kullanılmıştır ve bu kadar fazla tüketim çok az insan için söz konusu olabilir.

Son zamanlarda, 1950’lerde tütün endüstrisinde olduğu gibi, “büyük porsiyonlu yemek” ilgisi ortaya çıkmıştır.

Rejimsel (düzenlenmiş) yağa işaret eden bazı özgün çalışmaların bilimsel liyakati de sorgulanmaktadır.

Şeker endüstrisinin, 1960’larda ve 1970’lerde, koroner kalp hastalığında beslenme suçlusu olan yağları teşvik ederken, sukrozun tehlikeleri konusunda başarıyla şüphe uyandıran bir araştırma programına sponsorluğunun kanıtı ortaya çıkıyor.

Kanıt, bir şeker endüstirisinin 1960’larda ve 70’lerde koroner kalp hastalıklarının beslenme suçlusu olan yağı desteklerken başarılı bir şekilde sukrozun zararları hakkındakı şüpheleri bir araya getiren bir araştırma programını desteklemiş olmasıdır.

Şeker Kısıtlamasına Küresel Yöneliş

İşlenmiş şeker tüketiminin tüm dünyadaki popülasyonlarda arttığı göz önüne alındığında, bu eğilimi tersine çevirmek zor olacaktır. Bununla birlikte, bazı hükümetler  bununla savaşmaya başladı.

En çok başvurulan yöntem, şekerle tatlandırılmış meşrubat(SSB) ve enerji içeceklerine vergi koymaktır. Meksika, tüketimi azaltmak için çoktan benzer vergiler yürürlüğe koymuştur. Birleşik Krallık ise Nisan 2018’de bir vergi yürürlüğe koyacaktır.

Henüz ilk zamanlar olsa da vergi uygulaması sayesinde Meksika’da şekerle tatlandırılmış meşrubat(SSB) tüketiminin azaldığına dair bulgular vardır.

Birleşmiş Milletlerin henüz ulusal bir SSB vergisi olmasa da Philadelphia ve Berkeley gibi bir çok şehir bunun için çalışmaya başlamıştır. Fakat insanların vergisiz ve ucuz meşrubat almak için şehir dışına çıkmak zorunda olmaları eleştiri getiriyor.

Şu anda, bu tahminleri destekleyecek kanıt bulunmamaktadır ve bir çalışma, Philadelphia havaalanı sınırındaki satıcıların da ürünlerine SSB vergisi uyguladığını ortaya koymuştur.

Kanada Şeker Etiketlemesini Değiştiriyor

Kanada vergilendirmede geride kaldı. SSB vergilerini yürürlüğe koyma konusunda birçok tartışma olmasına ragmen görünürde hiçbir değişim olmamakta.

Kanada, son birkaç yıldır, besin değeri düşük ürünlerin çocuklara satılmasını durdurmak için çaba gösteriyor. Bu ürünlerin çoğunun şeker oranı fazlasıyla yüksektir.

Quebec vilayeti, 1980’den beri çocuk reklamları ile ilgili kendi yasalarına sahiptir. Dahası, şu anda Kanada’daki en düşük çocuk obezite oranına sahip vilayetlerden birisidir.

Geçmiş yıllardan beri Kanada Sağlık Örgütü; insanları, ürünlerin içerdiği şeker oranları hakkında daha iyi bilgilendirmek için farklı yollar düşünüyorlar.

Önerilerden biri, tüm şeker türlerini bir grup halinde içindekiler listesinde toplamaktır. Şu anda içindekiler listesi miktara göre sıralanmıştır.

Gıda endüstirisi şekerin ilk sırada listelenmesinden kaçınmak için işlenmiş gıdalarda mısır şurubu, şeker, esmer şeker ve molaz(pekmez) gibi şeker türleri kullanmaktadır. Yeni düzen altında bu şeker türleri tek bir malzeme gibi aynı başlık altında verilecektir.

Şekerin besin zincirimizde ve beslenme düzenimizde ne kadar yaygın olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda tek bir çalışmanın bunu tersine çevirmeye yetmeyeceği barizdir.

Şekerde ölçülebilir bir azalmanın olması için hükümetin farklı kademeleri tarafından, kar amacı gütmeyen destekleyiciler ve tüketiciler arasında artan farkındalıkla yapılacak düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Çeviri: Tuğba Kılınç


Referanslar

1.ScienceAlert, “Just How Bad is Sugar for Your Heart and Body”
<https://www.sciencealert.com/just-how-bad-is-sugar-for-your-heart-and-body>

Related posts

LIGO Kütle Çekim Dalgaları Yaratabiliyor

Nazlı Turan

Neden Duvardan Geçemeyiz?

Didem Solmaz

Geleceğin Ayak Sesleri: Nanoteknoloji

Sercan Özaydın

Yorum Bırakın