Panspermia, Güneş Patlamaları ve Grip

Galaksinin derinliklerinden bir güncelleme aldınız. Burnunuzu silin ve yüklemenin tamamlanmasını bekleyin!

Dogmatik ve destansı senaryolar bir kenara bırakıldığında, yaşamın nasıl başladığına dair ayakları yere basan bilimsel teorilerin sayısı, bir elin parmaklarını geçmez. Hemen her iddia, ilk organize canlı üniteden sonrasını genel evrim kuramıyla açıklasa da, ilk aktörün ortaya çıkış serüveninde birbirlerinden tamamen ayrılırlar. Biz, bu yazımızda Panspermia’ya mercek tutacağız.

Panspermia Teorisi, (kozmik tohumlama), kabaca Dünya'daki yaşamın, evrenin yaşama elverişli bir yerinden; gezegenler, yıldızlar hatta galaksiler arası kendiliğinden taşınma veya saçılmayla gelmiş tohumlar zemininde geliştiğini iddia eder. Teoriye göre; bu yolculuğun aracıları gök taşları, kuyrukluyıldızlar, serbest uzay tozu veya partiküller iken; yolcu tohumlar ise aminoasitlerden proteinlere, kısa RNA parçacıklarından geniş ve kompleks DNA rezervuarı hücresel birimlere kadar değişiklik gösterir.

panspermia_1

Yaşamın tüm ihtişamıyla sürmekte olduğu bir gezegenin, meteor sağanağı veya devasa bir gezegen çarpması sonrasında galaksiye saçılan parçaları arasında korunmuş, mutlak soğuğun dondurup dev su kütlelerine hapsettiği hayat tohumlarını evrene saçma olasılığı, mantığa pek de uzak değil. Gelgelelim, bu konunun son günlerin favori sağlık haberi grip ile olan ilişkisine:

Herkesçe bilindiği üzere grip; bir virüs tarafından oluşturulan, ani ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Vücudumuz yabancı olduğu patojeni reddederken, sıradışı fizyolojik reaksiyon göstererek direnç mekanizmalarını çalıştırmaktadır.

Galler Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, bir grup bilim insanı, dünya genelinde milyonlarca kişiyi yatağa düşüren grip salgınlarından, kozmik tozları Dünya'ya savuran Güneş’teki enerji patlamalarını sorumlu tutuyorlar. Current Science Dergisi'nde yayınlanan makalenin kısa özetinde, Panspermia dinamikleri çerçevesinde atmosfere girmiş ve yüksek katmanlarda asılı bekleyen pek çok Dünya dışı biyomolekül, üst atmosferik hareketlenmelerle zaman zaman yerküreye ulaşmakta ve enfekte ettiği canlı organizmalarla biyoveri alışverişinde bulunmaktadır. İlgili ekip, konuyu grip ve benzeri enfeksiyon hastalıkları zemininde ele alsalar da perspektif daha geniş tutulabilir.

Güneş lekeleri ile, grip salgınları arasındaki ilişki.
Güneş lekeleri ile, grip salgınları arasındaki ilişki.

Güneş aktiviteleriyle, grip salgınları arasındaki bağlantı üzerine yürütülen bir diğer çalışma da, atmosferimizin stratosfer tabakasında asılı durumda bulunan partiküller üzerindeki çok sayıda virüsü işaret ediyor. Yoğun Güneş patlamalarının yarattığı ışınım ve partikül basıncı, stratosferdeki bu partiküllerin yeryüzüne ulaşmasına neden olabiliyor. Bu da, grip salgınları ile Güneş patlamaları arasında belirgin bir dönemsel benzerlik oluşmasına neden oluyor.

Üstteki grafikte, 1900 ile 2000 yılları arasında gözlemlenen Güneş lekesi sayısı ile, yaşanan grip salgınları karşılaştırılmış. Leke sayısının en fazla olduğu, yani Güneş aktivitesinin en yüksek olduğu dönemlerde, Dünya genelinde yaşanan grip salgınlarının dönemsel olarak büyük benzerlik gösterdiği görülebiliyor.

Güneş patlamalarının yarattığı ışınım ve partikül basıncının, gezegenimizin üst atmosferi üzerinde belirgin etkileri olduğu, uzun yıllardır biliniyor. Yıldızımızın etkisi, üst atmosferimizi süpürüp uzaya saçarken, aynı zamanda bu bölgenin alt kısımlarında birikmiş olan kozmik tozu da yeryüzüne doğru yönlendirebiliyor. Bu kozmik toz, Güneş Sistemi içinden geldiği gibi, yıldızlararası ortamdan kopup gelmiş büyük miktarda maddeyi de bünyesinde barındırıyor.

giant-sunspot-major-solar-flare-oct24-2014-close-up

Oldukça hafif olan ve stratosfer tabakasındaki bu tozlara ulaşabilecek kadar yükselerek atmosferimizde savrulan grip virüslerinin, burada geçirdikleri süreç içerisinde, Güneş temelli kozmik radyasyona maruz kalarak yapısal değişikliklere uğruyor olması, bir olasılık. Bu olasılık, grip virüsünün hızlı mutasyonlarla genetik yapısını şekillendirmesinin ve sürekli farklı yapılardaki grip virüslerinin yol açtığı salgınların altında yatan sebeplerden biri olabilir.

Günümüz tıp alanında yürütülen nörofizyoloji çalışmaları, hafızanın santral sinir sistemindeki elektriksel aktivitenin yanısıra protein ve kompleks şeker yapısındaki veri paketlerince de kodlanıp taşındığını göstermektedir. Bu noktada veriye dönüştürülebilecek hemen her biyomoleküler kaynak, endojen (organizmaya ait) veya ekzojen (dışarıdan temin edilmiş) olsun, alıcı organizma için yeni bir bilgi, nitelik veya fonksiyona kapı aralayabilecektir.

İnsanlığın teknolojik gelişim süreci dikkatle incelendiğinde haberleşmenin hiç de kolay olmadığı dönemlerde dahi, pek çok buluşun Dünya’nın uzak uçlarında ve neredeyse eş zamanlı ortaya çıktığı görülecektir. Ne dersiniz, belki de insanlığın medeniyet seviyesini, banana partisi verebilen primatlara denk görecek kadar ileri bir uygarlığın, kozmik bir asteroid şakasından arta kalan kırıntılarıyla adım adım ilerliyoruzdur.

Dr. Sercan Özaydın

Referanslar
1. <The dilemma of influenza>

Sercan Özaydın

Seksenlerin başında o yılın mahsulüne tepki olarak doğar. Hiç bir denize komşu olmayan 4 ıslak şehirde büyür. Çok insan tanır, pek azıyla tanışmıştır oysa. Bilimle bakar, kurguyla görür. Gezer, yazar, okur, paylaşır, güler. Tıp Doktoru, Yönetici, Sinirbilim, Psikoterapi, Sosyoloji, Strateji/Planlama, Yazar.

Sercan Özaydın 8 makale yazdıSercan Özaydın tarafından yazılan tüm makaleleri gör